Anasayfa / Manşet / LİTERATÜRDE SİYASAL YOLSUZLUKLAR/Abdullah ÇAVUŞ/E. Vergi Müfettişi

LİTERATÜRDE SİYASAL YOLSUZLUKLAR/Abdullah ÇAVUŞ/E. Vergi Müfettişi

LİTERATÜRDE SİYASAL YOLSUZLUKLAR

Abdullah ÇAVUŞ/E. Vergi Müfettişi

Ülkemizde yolsuzluk; Yönetim Bilimi başta olmak üzere sosyoloji ve diğer toplum bilimleri açısından çok az irdelenmiş bir konu olduğu için bu konuda kapsamlı bir sınıflandırma çalışması da henüz tam manasıyla yapılmış değildir. Hatta bazı bilim adamları ayrıntılı tasnif yerine, yolsuzlukların tümüne birden “Siyasal Yozlaşma” demektedirler.

Ancak hastalığın teşhisi için farklı bir bakış olarak değerlendirilse de Yolsuzluk hastalığında tek sorumlunun siyasetçiler yada siyasal sistemin yanlışları olduğu temel tezine dayanan bu tanımlama ile bu kurumlara haksızlık yapıldığı kanaatindeyim. Şöyle ki yolsuzluğu vatandaşlarımızın sosyal ve manevi değer yargılarındaki değişimlerden ve uygulanmayan hukuk kurallarından,yani kamu görevlilerinden ayrı düşünmek kanımca yanlıştır.

Çünkü siyaset ve siyasetçiler toplumun aynasıdırlar. Bu tanımlama bürokrasinin devlet kademesin de yetkisinin ve ağırlığının bulunmaması halinde doğrudur. Ama bizim gibi ülkeler de  bürokrasinin dayanılmaz ağırlığı her aşamada kendini göstermektedir. Hatta zaman zaman, siyaseti etkilemekte olduğu hepimizin malumudur.

Ama şurası kesindir ki ülkemiz gerçeğinde yolsuzluk incelemelerinde net tanımlamalar yapabilmek ve sınıflamalar yapmak zor bir iştir. Çünkü büyük çaplı Yolsuzluklar artık siyasetçi,bürokrat,işadamlarından oluşan  çetelerce yapılmaktadır. Bunların dışında yasa koymaya yetkili siyasi otoriteler bu yasaları bürokratlar kanalıyla hazırladıkları için, kendi düşüncesinde yada yandaşı olmasa da bürokratlardan etkilenebilmektedir.

Yolsuzluk konusunda şimdiye kadar çalışma yapan kişiler yolsuzluğu, Yönetsel ve Siyasal olarak ikiye ayırmışlardır. Ancak Devlet Denetleme Kurulunun konu ile ilgili yapmış olduğu çalışmada bunlara ilaveten Ekonomik yolsuzluktan da bahsedilmektedir.

Bununla birlikte yukarıda bahsedilen tanımlardan hareketle Yolsuzluğun, Kamu gücü ve yetkisinin egemen olduğu , Siyasal Sistem,Yönetsel Sistem ve ekonomik hayatın düzenlenmesi ve idaresi ile ilgili alanlarda yoğunlaştığını görmekteyiz. Bu nedenle yolsuzluğu, Siyasal, Yönetsel ve Ekonomik yolsuzluklar olarak üç ana başlık altında inceleye ve sınıflandırmaya çalışmak yanlış olmayacaktır. Esasen dışarıdan bakıldığında girift bir konu olduğu için bu alanda sınıflama yapmakta da zorluk yaşanmaktadır.

Siyasal işlevlere ilişkin kamu yetkisinin,siyasal yönetim yada yasa yapımı sürecinde çıkar gözetilerek,yasal düzenlemelere aykırı biçimde kullanılması siyasal yolsuzluk olarak nitelendirilir. Bir çıkar kümesinin kendisine sağladığı menfaat karşılığın da bir parlâmenter bir yasa taslağı üzerinde etkide bulunmaya yönelirse yada iktidardaki bir siyasal partinin,siyasal gücü ve yetkisini partinin ve yandaşlarının çıkarlarını gözetecek biçimde kullanması siyasal yozlaşmanın tipik örneğini teşkil eder.[i]

Siyasal yolsuzluklara, kamu gücünü elinde bulunduran siyasal parti ile ilişkisi bulunan, parti üyesi, delege, parti yöneticisi, milletvekilleri ve bakanları doğrudan yada dolaylı olarak katılmaları mümkündür. Milletvekilleri doğrudan yasama faaliyeti yürütürler. Yasama faaliyetlerini yürüten milletvekilleri doğrudan siyasal yolsuzluklara karışabilecekleri gibi; yukarıda belirtilen diğer siyasal kişilerde milletvekillerini etkileyerek onlara oy sağlama menfaati karşılığında ,kendileri de başka çıkarlar sağlamak amacıyla, milletvekillerini siyasal yolsuzluklara sürükleyebilirler. Bu şekilde de dolaylı olarak siyasal yolsuzluklara karışılmış olunabilir.[ii]

Siyasetçiler için en iyi politikalar , seçimi kazandıracak politikalardır. Önemle belirtmek gerekir ki , seçim sistemi ve meclis denetim mekanizmasının varlığı devleti yönetenlerin sahip oldukları siyasal güç ve yetkileri, sorumsuzca kullanmalarına ve suiistimal etmelerine engel teşkil etmemektedir. Bu bakımdan , ellerinde bulunan mali ve parasal araçları, uzun vadede ekonomik ve siyasal yaşam üzerinde tahripkar sonuçlar doğuracağını bile bile kullanmaktan kaçınmayabilirler.

Kısaca sınırsız siyasal güç ve yetki, siyasal yozlaşmaların kaynağını oluşturmaktadır. Siyasetçilerin, siyasal karar ve uygulamalarda kendi çıkarlarının peşinde koşmayacağını varsaymak büyük bir hata ve yanılgı olacaktır. Şüphesiz ülke çıkarlarını kendi özel çıkarlarının daima önünde tutan siyasetçiler hep olacaktır.

Ancak önemli olan bazı siyasetçilerin aksi tarzda davranış ve eylemlerde bulunabileceğinin varsayılmasıdır. Bu varsayım esas alındığında,siyasal karar alma sürecinde devleti yönetenlerin güç ve yetkilerinin, çerçevesinin belirlenmesi ve sınırlarının tayin edilmesinin gereği daha kolay anlaşılacaktır. Sınırsız ve tanımlanmayan güç ve yekinin hep felaket getireceğini bilmekte sayısız faydalar vardır.

Siyasal karaların hakim olduğu devlet bütçesinin hazırlanma aşamasındaki bütçeyi hazırlayan siyasetçilerin iktisadi ve rasyonel olmayan yozlaşmış davranış ve faaliyetler  yaparak bütçeye taleplerini yansıtmaları da siyasal yolsuzluk olarak nitelendirilmektedir. Böylelikle toplum refahını azaltacak şekilde ve kamu vicdanına ters bir şekilde kamu kaynakları saptırılır.[iii]

Devletin büyüklüğü ve ekonomik alana müdahalesi durumların da siyasal yolsuzlukların alanı da  genişlemektedir. Dolayısıyla aşırı büyümüş devlet siyasal yozlukların temel kaynağını oluşturmaktadır.

Siyasal yolsuzluklar ile ilgili olarak aşağıda bir sınıflama ve tanımlama yapılmaya çalışılmıştır.

1-Oy Satın Alma: 

Bazı durumlarda , hükümetlerin oluşumunda yada bir yasa maddesinin değişiminde,anayasa değişikliklerinde ,bir siyasi kararın alınmasında hükümetteki siyasi partinin oyları tek başın a yeterli olmayabilmektedir. Bu gibi durumlarda  diğer siyasi partilerin milletvekillerine yada bağımsız milletvekillerine destekleri karşılığın da nakdi, ayni yada manevi menfaatler sağlanması olayıdır. Bu durum bir olay karşılığı bir defalık olabileceği gibi milletvekili transferi şeklinde de olabilmektedir. Bu durumlara ülkemiz de sıkça rastlanmaktadır. Halk arasında bu duruma “mebus pazarı”da denmektedir.[iv]

 2-Patronaj:

Siyasal süreç içerisinde siyasal partilerin, iktidara geldikten sonra, kama kurum ve kuruluşların çalışan üst düzey bürokratları görevden almaları ve bu görevlere siyasal yandaşlık, ideoloji, hemşehricilik gibi faktörleri dikkate alarak subjektif değerlendirmelerle yeni kimseler atamalarına Patronaj denmektedir.[v]

Bu durumda ülkemizde sık rastlanan bir durumdur. Artık kadrolaşma olarak ta bilinen bu durum alt düzey memurlara kadar inmiş durumdadır. 57.Hükümet zamanın da alt ve orta düzeyde ki yani kararnamesiz görevler için,çıkarılan bir yönetmelikle objektif bir takım düzenlemeler getirilmiş olsa da kanuna karşı hile yapılarak bu engel aşılmaya çalışılmıştır. Örneğin Uzman yada Şube Müdürlüğü kadroları için,hizmet içi eğitim,sınav  şartı getirilmiş olup bu şart daha üst görevlerde olmadığı için bu kadrolara atama yapılmış ve çok kısa sürede atandığı kadroya göre alt kadro olan Uzman yada Şube Müdürü kadrolarına tekrar atamalar yapılmıştır. Bütün bunların yanında sınav şartı aranmayan Özel Kalem Müdürlüğü, Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği kadroları da aynı amaç için sıkça kullanılmaya devam etmektedir. Bunların yan ısıra KİT’ lerin Yad Kamu Bankalarının Yönetim kurullarına da iktidardaki siyasi parti yandaşlarının doldurulması ülkemizde sık yaşanan Patronaj örnekleridir.

3-Adam Kayırmacılık: (Torpil Yada iltimas)       

Halk dilinde torpil yada iltimas olarak ta kullanılmaktadır. Hatta bu ülkede dayısı olanın her işe girebileceği yönünde bir kanaat oluşmasına da yol açmış bir uygulamadır.

Ülkemiz de işe adam almada ve kurum içinde yükselmelerde objektif kurallar , liyakat ilkeleri uygulanmadığı ve ilk işe alımlarda atamaya yetkili amir siyasetçi olan ilgili bakanlar olduğu için, bir kimsenin, beceri, kabiliyet, eğitim düzeyi, başarıları dikkate alınmadan sadece politikacı yakını olmak, siyasi yandaş olmak, akraba hemşehri olmak yada eş-dost olmak gibi nenlerle bir devlet işine alınması  gibi değişik şekillerde karşımıza çıkmaktadır.[vi]

Ülkemiz de bu yönde çok sayıda örnek sürekli yaşanmaktadır. Tüm partiler bundan şikayetçi olsa da iktidara geldiklerinde aynı şeyleri kendileri yapmaya devam etmektedirler.

 4-Hizmet Kayırmacılığı:

Özellikle seçim önceleri iktidarı elinde bulunduran siyasi partilerin,seçimlerde başarılı olmak amacıyla kamu kaynaklarını  sonuna kadar kullanması,hatta bu amaçla kaynak olmadan borçlanma suretiyle göstermelik yatırımların temellerinin atılması,yolların tekrar asfaltlanması,su, elektrik,telefon,gibi günlük hayatımıza ilişkin alanlarda ki kolaylaştırmalara ülkemizde sıkça rastlamaktayız.

Seçim sonrasında ise başarılı olunan seçim bölgelerine yatırım yada hizmet götürülür iken diğer yörelerimize götürülmemesi gibi olaylar Siyasal  Yolsuzluktur.

Bunların dışında aynı siyasi partiden seçilseler bile Bakanların kendi seçim bölgelerine kendi bakanlığının  tüm imkanlarını partisi ile ters düşme pahasına da olsa sevk etmesi ülkemizde çok yaşanan olaylardır.

5-Lobicilik:

Siyasal karar alma sürecinde baskı ve çıkar grupları ile Sivil Toplum Kuruluşlarının toplumsal çıkarların aleyhine kendi çıkarları doğrultusunda iktidarları etkileyip doğru karar almalarını etkilemeleridir. Büyük şirketlerin, İşçi, işveren kuruluşları, sendikalar, basın, derneklerin  lobi yapması sonucu ülkemizde de çok sayıda örnekler yaşanmıştır. Son alarak iş güvenliği yasasının uygulanması işçi sendikalarının istememesine rağmen işverenlerin lobisi ile süresi uzatılarak geciktirilmiştir. Bunların dışında ülkemiz siyasetinde TOBB ve TÜSİAD gibi kuruluşlar ile basın kartellerinin her zaman etkileri olmuştur.

Çoğunlukla seçim önceleri seçim masraflarının finansmanı yada basın yoluyla,kitle iletişim araçları kullanmak suretiyle bir partinin desteklenmesi karşılığında lobi yapan çevreler iktidarı kendi çıkarları için kullanmaktadırlar. Hatta bazı kuruluşlara doğrudan yada dolaylı yollarla bağlı bazı milletvekilleri bunların çıkarı doğrultusunda lobi yapmaktadırlar.[vii]

Lobicilik sadece iç politika konularında değil,dış politika da çok etkindir. ABD ‘ki lobiciliğin etkinliği artık herkesçe kabul edilmektedir.

6-Popülizm:   

Popülizm, siyasetçilerin geniş halk kitlelerinin oyunu alabilmek için, rasyonellikten uzaklaşarak,onların istekleri doğrultusunda davranıp kamu kaynaklarının verimsiz alanlarda kullanılmasıdır. Özellikle seçim öncesi “oy ver hizmet al” mantığı çerçevesinde verilen vaatler ,il veya ilçe yapma,imar ve vergi afları,sübvansiyonlar,fazla açıklanan ürün taban fiyatları gibi davranışlar kamu kaynaklarında haksız transferlere yol açmak suretiyle gelir dağılımını da bozmaktadır.[viii]

7-Gönül Yapma:

Gönül yapma,siyasal iktidarın seçim öncesinde kendine yardımcı olan bazı partizan grupları seçim sonrasında,devletin imkanlarından daha çok yararlandırmasıdır. Ülkemizde partilere ve politikacılara destek verenlerin temel amacı da bu tür çıkarlar sağlamaktır. Bunun için ise genellikle yarı kamusal nitelikte ki kurumlar kullanılmaktadır. Bir zamanlar kullanımı genel bütçeye göre daha kolay olduğu için,bu amaçla çok sayıda fon oluşturulmuştu. Son yıllarda ise kamu kuruluşlarındaki temizlik,taşıma işlerinin taşeronlar kanalıyla yapılması sonucu işi yapan özel firmalar bu işlerde iktidar partisinin yandaşlarını çalıştırmak zorunda bırakılmaktırlar.[ix]

8-Kulüpçülük:

Son yıllarda özellikle spor kulüplerinin çevrelerinde hatta yönetim kurullarında yer alarak, buranın prestijinden yararlanmak suretiyle bazı kamusal kaynak ve imkanlar bu kişiler tarafından yasalara aykırı bir şekilde kullanılmaktadır.[x] Keza aynı içerikli olmasa da birtakım gizli yada kamuoyunun ilgisine kapalı dernek veya cemaat gibi örgütlenmelerin de asıl amaçları nasıl olursa olsun üyelerinin maddi durumlarının iyileştirilmesi temel amaçlarıdır. Çünkü hayatiyetleri buna bağlıdır. Bu amaçla üye yada yandaşlarının kamu yönetiminde üst düzey görevlere gelmesi için özel gayretler sarf etmektedirler.

 

KAYNAKÇA

[i] Yolsuzlukla Mücadeleye İlişkin Yardımcı Olmak Maksadıyla alınması gereken tedbirlere ilişkin İnceleme Raporu DDK Yayını 1996 S.18

[ii]  Kemal ÖZSEMERCİ Türk Kamu Yönetiminde Yolsuzluklar, Nedenleri, Zararları ve Çözüm Önerileri. Mastır Tezi  S.21

[iii] İTO Yayın No: 2001-35 Türkiye de Yolsuzluğun Sosyo Ekonomik Nedenleri, Etkileri  ve Çözüm Önerileri  S.17

[iv] Coşkun Can AKTAN Siyasal Patoloji  ve Siyasal Yozlaşma Yeni Yürkiye Dergisi 14.sayı s.1070

[v] Kemal ÖZSEMERCİ Türk Kamu Yönetiminde Yolsuzluklar, Nedenleri, Zararları ve Çözüm Önerileri. Mastır Tezi  S.30

[vi] Ömer DİNÇER Kamu Yönetiminde Davranışların Siyasallaşması ve Yolsuzluk,Yeni Türkiye 14.sayı s.1112

[vii] Hakan AY,Siyasal karar alma sürecinde Lobicilik,Yeni Türkiye 14.sayı , s.1191

[viii] Ömer DİNÇER Kamu Yönetiminde Davranışların Siyasallaşması ve Yolsuzluk,Yeni Türkiye 14.sayı s.1117

[ix] Musa EKEN,M.Lütfi ŞEN, Yönetimde Yozlaşma  Yeni Türkiye. Sayı 14,s.1077

[x] [x] İTO Yayın No: 2001-35 Türkiye de Yolsuzluğun Sosyo Ekonomik Nedenleri, Etkileri  ve Çözüm Önerileri  S.124

Hakkında admin

Check Also

E-TİCARET ŞİRKETİ KURULMA SÜREÇLERİ VE BÜYÜK E- TİCARET SİTELERİ/Abdullah ÇAVUŞ (15.07.2020)

E-TİCARET ŞİRKETİ KURULMA SÜREÇLERİ VE BÜYÜK E- TİCARET SİTELERİ Abdullah ÇAVUŞ/Bağımsız Denetçiler Derneği Başkanı (15.07.2020) …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×