Anasayfa / Manşet / TRT BANDROL DAVALARI VE YARGI KARARLARINA UYMA MECBURİYETİ/Abdullah ÇAVUŞ/E. Vergi Müfettişi(18.07.2019)

TRT BANDROL DAVALARI VE YARGI KARARLARINA UYMA MECBURİYETİ/Abdullah ÇAVUŞ/E. Vergi Müfettişi(18.07.2019)

BANDROL DAVALARI VE YARGI KARARLARINA UYMA MECBURİYETİ

Abdullah ÇAVUŞ/E. Vergi Müfettişi

Anayasamızın 125. Maddesinde; İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır hükmü bulunmaktadır.

Bu anayasal hükümlerden hareketle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu çıkarılmıştır.

Bu kanunun Kapsam ve Etkinlik Başlıklı 1. Maddesinde;

“Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin görevine giren uyuşmazlıkların çözümü, bu Kanunda gösterilen usullere tabidir.

Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinde yazılı yargılama usulü uygulanır ve inceleme evrak üzerinde yapılır.” Hükmü bulunmaktadır.

2577 sayılı kanunun 3. Maddesinde ise;

“İdari davalar, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılır.” Hükmü bulunmaktadır.

Anılan kanunun 7. Maddesinde ise;

Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür.

Hükümleri bulunmaktadır.

Kanunun 7. Maddesinden görüleceği üzere kendi özel kanunlarında dava açma merci ve sürelerine ilişkin kendi özel kanunlarında düzenlemeler bulunması esastır.

3093 sayılı TRT gelirleri kanunun bandrol ile ilgili düzenlemelerin yapıldığı maddelerde dava açma bandrol ana para alacağının ilişkin özel bir düzenleme yapılmadığı görülmektedir.

Bununla birlikte 3093 sayılı kanunun 6. Maddesindeki son cümlede; bandrolsüz cihaz satanlar adına kesilecek olan idari para cezalarına karşı bu cezaların ilgiliye tebliğinden itibaren 1 aya içerisinde yetkili idare mahkemesinde dava açılacağına dair özel düzenleme bulunmaktadır.

Keza 3093 sayılı kanunun 5/f  maddesinin son cümlesinde de ; Bu maddeye göre kesilecek idari para cezalarına karşı, ilgilisine tebliğ tarihinden itibaren, bir ay içinde yetkili idare mahkemesinde dava açılabilir şeklinde özel düzenleme yapıldığı görülmektedir.

Özetle; bandrol alım ve tahsil sürecinin çeşitli aşamalarında idarece resen bandrol ücreti tarhiyatı ceza, faiz veya zam uygulamasına gidilen mükelleflerin; yargı organlarına başvurma hakları vardır.

TRT BANDROL mükellefleri tarafından haklarında yapılan bandrol ana para alacağı ile idari para cezalarına karşı idare mahkemeleri nezdinde açılan davalar sonucu verilen kararlar anayasamızın amir hükümleri ile aşağıda zikredilecek idari yargılama usulü kanunun ilgili maddeleri ve içtihatlar çerçevesinde herkesi bağlamaktadır.

Anayasa’nın 138. maddesinin son fıkrasında;

 “Yasama ve yürütme organlarıyla idare mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez” hükmü ve 2577 sayılı İYUK’un 28/1. maddesindeki “Danıştay, Bölge İdare Mahkemeleri, İdare ve Vergi Mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez

Hükmü bulunmaktadır.

Anayasa’nın 138. maddesinde yer aldığı gibi, idare, yargı kararları üzerinde değişiklik yapmak ve bunları istedikleri gibi uygulamak serbestisine sahip değildir. Bilindiği gibi yargı organları, idarenin yerine geçip idari işlem tesis edecek şekilde karar vermezler.

İYUK 28/1. Maddesin de ise;

İdare, gecikmeksizin yargı kararlarına uygun olarak işlem tesis etmeye ve eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz (30) günü geçemez.” Hükmü bulunmaktadır.

İYUK 28/1. maddesinde belirtilen otuz (30) günlük süre; idarenin gerekli işlem ve eylemleri yapması için lazım olan azami süredir. Yoksa idareye tanınmış, idarenin serbest tasarruf edebileceği bir süre değildir.

Yargı kararlarını uygulamaması durumunda; İYUK 28/4. maddesi hükmü gereğince hem idare, hem de kamu görevlisi aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açılabilmesi de mümkün olup, Yargı Kararının uygulanmaması durumunda kurumun bu dava ile karşı karşıya kalması da kaçınılmaz olacaktır.

Yine, 2577 sayılı İYUK’un 28. maddesinin 3. bendinde ki “Danıştay, Bölge İdare Mahkemeleri, İdare ve Vergi Mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen ve eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili İdare Mahkemesinde maddi ve manevi tazminat davası açılır.” ifadesi ile yargı kararlarının uygulanmaması durumunda idarenin sorumluluğuna gidileceği düzenlenmiştir.

İdarenin Anayasa hükmünü hiçe sayıp, yargı kararlarını anlamsız bırakmak amacıyla hareket etmesi idarenin veya uygulamayan kamu görevlisinin sorumluluğunu gerektirir. İptal ve yürütmenin durdurulması kararlarının yerine getirilmemesi idarenin kusurlu sorumluluğuna yol açar.

Danıştay içtihatlarında da kazai ilamların maddi ve yasal bir imkansızlık mevcut bulunmadıkça derhal infaz edilmemesinin ağır hizmet kusuru teşkil ettiğini kabul etmiştir.

İptal kararlarının hiç yerine getirilmemesi, geç ya da değiştirilerek yerine getirilmesi yukarıda sözü edilen madde hükmüne aykırı olup böyle bir hareketin hizmet kusuru teşkil edeceğine şüphe yoktur. 

“İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür.” ( Anayasa 125/son).

İYUK 28/3 maddesindeki düzenlemeyle, yargı kararını uygulamayan idare aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açmak mümkündür.

Yargı kararını uygulamayan kamu görevlisinin hukuki sorumluluğunun yanında cezai sorumluluğu da söz konusudur. Zira, YCGK. 1978/303 sayılı kararında, yürütme organı ve idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda bulunmasına ilişkin Anayasa buyruğunu anılan organlara taktir hakkı tanımadan buyurmasını bir görev olarak yüklediğini bu görevin yerine getirilmemesinde ihmal gösterilmesi derece derece görevi savsaklamak ve görevi kötüye kullanmak suçlarını oluşturacağını hükme bağlamıştır. Aynı şekilde yargı kararını uygulamayan kamu görevlisinin bu eyleminin görevi kötüye kullanma suçu oluşturduğunu Danıştay 2. Dairesi 1965/2884E ve 1966/1203K sayılı kararında kabul etmiştir.

Konuyla ilgili olarak Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2003/4-63E. ve 2003/37K. sayılı kararında; yargı kararlarını hiçe sayan bir tutum ile uygulanmaz hale getirecek şekilde suç teşkil eden bir emri yerine getiren kamu görevlisinin bu keyfi hareketi ile, ilgili kişinin haklarını ihlal ederek onun zarara uğramasına sebep olduğunu kabul etmiş ve bu eylemi dolayısıyla Türk Ceza Kanunu’nun (765 sayılı) 228. maddesi uyarınca cezalandırılmasının uygun olacağına karar vermiştir.

“…yargı kararlarının hukuksal sonuçlarının etkisiz bırakılmasının amaçlandığı dosyada bulunan bilgi ve belgelerden anlaşıldığından… görev onayında imzası bulunan ..’un eylemine uyan TCK’nın 228. maddesi uyarınca lüzumu muhakemesine, yargılamasının Asliye Ceza Mahkemesinde yapılmasına….” [Danıştay 2. Dairesi 12.11.2002 tarih 2002/790E. ve 2002/3784K.]

Sonuç olarak; TRT Bandrol davalarına ilişkin olarak TRT aleyhine verilecek olası bir mahkeme kararı 2577 sayılı kanunda belirlenmiş olan 30 günlük süre zarfında uygulanmak zorundadır.

Anayasamızın amir hükmü gereği bu kararlar değiştirilmeden aynen uygulanmak zorundadır.

Aksi takdirde mahkeme kararlarını uygulamayan kamu görevlilerinin hukuki sorunlulukları vardır.

Yargı kararını uygulamama eylemine uyan suç, Türk Ceza Yasası’nın 257. maddesinde düzenlenmiştir. Yargı kararının uygulanmaması halinde oluşabilecek kişisel mağduriyet ceza verilmesini sağlamaya yetmektedir. 

Hakkında admin

Check Also

TARIMSAL ÜRETİM ARTIŞI VE ÜRETİCİNİN KORUNMASI İÇİN KOOPERATİFLEŞMENİN ÖNEMİ/Abdullah ÇAVUŞ/Bağımsız Denetçiler Derneği Başkanı (29.03.2021)

TARIMSAL ÜRETİM ARTIŞI VE ÜRETİCİNİN KORUNMASI İÇİN KOOPERATİFLEŞMENİN ÖNEMİ Abdullah ÇAVUŞ/Bağımsız Denetçiler Derneği Başkanı (29.03.2021) …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×