Anasayfa / ETİK / MEMURA VERİLEN HEDİYELER; MEMURU RÜŞVETE ALIŞTIRMADA BUBİ TUZAĞI/Abdullah ÇAVUŞ/E. MASAK UZMANI (23.02.2021)

MEMURA VERİLEN HEDİYELER; MEMURU RÜŞVETE ALIŞTIRMADA BUBİ TUZAĞI/Abdullah ÇAVUŞ/E. MASAK UZMANI (23.02.2021)

MEMURA VERİLEN HEDİYELER; MEMURU RÜŞVETE ALIŞTIRMADA BUBİ TUZAĞI

Abdullah ÇAVUŞ/E. MASAK UZMANI (23.02.2021)

Tüm dünyada kamu görevlilerine verilen RÜŞVET’LER Toplumsal bir KANSER olarak adlandırılmaktadır. Zaman içerisinde kamu görevlileri almış oldukları rüşvetler ile ilgili olarak kendi nefislerini kandıracak bir çok olumlama yöntemleri geliştirmektedirler. Keza rüşvetle mücadele edilmemesi halinde balık baştan kokar misali eline fırsat geçen tüm kamu görevlileri rüşvet yemek için fırsat kollamaya kalkmaktadırlar. Velhasıl rüşvetin adına TOPLUMSAL KANSER denilmesinin sebebi gerekli tedbirler alınmazsa çok hızlı yaygınlaşıyor olmasındandır.

Fuzili rüşvetin toplumda yaygın olduğu bir dönemde “selam verdim rüşvet değildir diye almadılar” demek suretiyle rüşvetin ulaştığı boyuta dikkat çekmek istemiştir.

Kamu görevlilerine sağlanan kişisel çıkarlar, onların davranışlarını, kararlarını ve seçimlerini çıkar sağlayan lehine etkilemektedir. Kamu görevlisine kişisel çıkar sağlama denilince akla ilk olarak “rüşvet” gelmektedir. Rüşvetin, kamu görevlisini yasa dışı ve ahlaka aykırı bir şekilde davranmaya sevk ettiği konusunda kuşku bulunmamaktadır. Bununla birlikte kamu görevlileri, kesin bir şekilde “rüşvet” olarak nitelendirilemeyen, ancak davranış, karar ve seçimlerini etkileme “ihtimal”i bulanan çıkar çatışmaları ile de karşı karşıya kalabilmektedir.

Bu ihtimallerin başında Kamu Görevlilerine verilen HEDİYELER gelmektedir. Mustafa lütfi ŞEN Devlet memurlarına verilen hediyeyi BUBİ TUZAĞI diye tanımlamaktadır.

Hediye ve kişisel kullanım amacıyla yapılan bağışların “BUBİ TUZAĞI”na benzetilmesi tesadüfi değildir. Bilindiği gibi, kurnazca hazırlanan, şüphe uyandırmayan, tehlikesiz zannedilen ve kurbanı daha rahat çekebilmek için çekici bir cisim kullanılan tuzaklara “bubi tuzağı” denilmektedir. “Bubi tuzağı”, bir insanın görünürde zararsız olan bir nesneye dokunması veya yaklaşması veya görünürde güvenli olan bir eylemi yapması neticesinde, beklenmedik bir şekilde faaliyete geçen, öldürmek ve yaralamak üzere tasarlanmış, imal edilmiş veya uyarlanmış her türlü cihaz veya malzeme anlamına da gelmektedir.

Ahlaki değerlere önem veren bir kamu görevlisi, açıkça rüşvet almaz veya kişisel bir menfaat sağlamaz. Buna karşılık, kendisine verilen ve ilk anda masum, zararsız ve tehlikesiz olarak görülebilecek hediyeleri ya da kişisel kullanımı için yapılmış bağışları kabul edebilir. Zaten geleneksel değerler açısından bir kişinin kendisine verilen bir hediyeyi geri çevirmesi hoş karşılanmamaktadır. Ancak, hediye verenin veya bağışta bulunanın gerçek niyeti belli olmadığı için, söz konusu hediye veya bağışlar, ileride kamu görevlisinin “tarafsızlığı”nı zedeleyecek bir tuzağa dönüşebilecek ve “etik ikilem”lerle karşı karşıya kalmasına neden olabilecektir.[1]

Bütün toplumlarda, insanlar arası ilişkilerin bir gereği olarak hediye almak ve vermek doğal bir davranış olarak değerlendirilmektedir. Hatta geleneksel değerler açısından verilen bir hediyeyi kabul etmemek ve geri çevirmek doğru bir davranış olarak görülmemektedir

Hemen her toplumda görülen hediyeleşmenin insanlık tarihi kadar eski bir geçmişi vardır. Modern antropoloji çalışmalarında iptidaî topluluklarda karşılık beklemeden hediye vermenin yanı sıra¸ hediye değişimi ve hediye ile sosyal bağ kurma¸ sosyal itibar ve onur kazanma amaçlı hediye şekillerinin de bir hayli yaygın olduğundan söz edilmektedir.

Bununla birlikte ülkemizde olduğu gibi bazı toplumların gelenek ve kültürlerinde var olan HEDİYE verme/alma uygulamasının Kamu Görevlilerine yansıyan boyutlarının büyüklüğü verilen şeyin HEDİYEMİ? YOKSA RÜŞVETMİ? Olduğu noktasında kafaları karıştırmaktadır.

Keza verilen hediye veya eşantiyon kapsamında bile olsa verilen şeylerin sürekliliğinden dolayı zaman için taraflar arasında faklı ve daha büyük beklentilere neden olabilmektedir.

Öte yandan Devlet memuruna sağlanan kişisel menfaatler memurun görevi sırasındaki eylemini, işlemini ve kararını etkileyebilmektedir.

Kişisel menfaatte ilk akla gelen rüşvettir. Ancak açıkça rüşvet denilmeyen ama memurun eylemini, işlemini ve kararını etkileme ihtimali bulunan, bugün için masum olarak görülebilecek ufak bir hediyenin alınması, kabul edilmesi veya küçük bir menfaat sağlanması yarın memuru doğru yolundan çıkarabilecektir.[2]

Öte yandan hediye ile rüşveti birbirinden ayırmak oldukça zordur. Çoğu zaman rüşvet ile hediye birbirine karıştırılmaktadır. Hediye almak ve hediye vermek insanlar arasındaki dostluğu ve sevgiyi artırmaktadır. Hediyeyi kabul etmemek veya geri çevirmek hoş karşılanmadığı gibi doğru bir davranış da değildir. Bu çerçevede, müsteşarından genel müdürüne, daire başkanından şube müdürüne hatta en alt kademedeki unvanlıya kadar herkes hediye alabilmektedir. Hediye genellikle devlet memurunun bir isteği ve talebi olmadan verilmektedir.

Günümüzde, yalnız kamu yönetiminde değil, toplumun her alanında genel anlamda ahlaki problemlerle karşı karşıya bulunulduğu konusunda ortak bir kanaat oluşmaktadır. Özellikle siyasal ve yönetsel alanda ortaya çıkan yozlaşmanın temelinde, siyasal ve yönetsel sistemin bu olgu karşısında gösterdiği zaafın yanında, toplumsal etiğin erozyona uğraması da yatmaktadır. Başka bir anlatımla, sözünü ettiğimiz alanlarda, etik değerlere gereken önem verilmemektedir ve bu nedenle de ortada ciddi bir etik sorunu vardır. Sorun sadece “ahlaka aykırı” sayılan davranışların toplumda yaygınlık ve saygınlık kazanması değildir. Daha da ciddi olan ve bunlara yol açan sorun, neyin ahlaklı neyin ahlaksız olduğu konusundaki ölçülerin yitirilmeye başlamasıdır. Artık, ahlaklı ve ahlaksız davranışı birbirinden ayırmakta zorluk çekilmektedir.[3]

Türk ve İslam Kültürünün temelinde insanlar arasında HEDİYELEŞME toplumda saygı ve sevgiyi artıran muhabbet bağlarını kuvvetlendiren, takdir edilen ve önerilen bir davranıştır.

Ancak toplumsal yapı içinde kişilerin birbirlerine olan hediyeleri bu anlamda önem ifade etmektedir.

Devlet Memurlarına verilen hediyeler konusunda ise hediyeyi kabul edecek olan memurun kendisine verilen hediye konusunda ben bu görevde olmasam bu hediye bana verilirmiydi? sorusunu sorması lazımdır.

Tarihi eskilere dayalı olan hediyeleşme geleneği ile ilgili olarak Platon, “Devlet memurları hiçbir hediye almadan hizmet etmelidirler. Buna uymayanlar yargı kararlarıyla cezalandırıldığında cenaze merasimi yapılmadan gömülmelidirler” demektedir.

Konuya ilişkin bir uluslararası sözleşmede ise; “Kamu görevlisi, iş bağlantısı veya politik ilişki içinde olduğu kişi ya da örgütlerden, kendisi, ailesi, yakın akrabaları ve arkadaşları için, görevini ifa ederken tarafsızlığını etkileyen veya etkiliyormuş gibi görünen ya da yürüttüğü görevle alakalı olarak bir mükafat niteliği taşıyan hediye, menfaat ya da yakınlık talep edemez” denilmektedir.[4]

İş bu makalemizde HEDİYE VE RÜŞVET konularında mevzuat ve yayınlar taranarak bir değerlendirme yapılmaya çalışılmıştır.

1- HEDİYE:

Sözlüklerde hediye¸ insanlar arasında sevgi¸ saygı ve yakınlığa vesile olan ve birine karşılıksız verilen eşya¸ armağan olarak tanımlanmaktadır.

Hediye vermek, bireyin değer verdiği insanları mutlu etme ve onlara karşı hislerini belirtmesinin en etkili yoludur

Türkçe sözlükte “hediye” birini sevindirmek, mutlu etmek için verilen şey, armağan olarak tarif edilmiştir.

Kişisel ve toplumsal bir iletişim aracı olan hediye; şahıs, toplum ve zamana göre değişiklik gösterebilen, sosyo-ekonomik ve psikolojik açılımlarla incelenmesi gereken bir kavramdır.

Arapça bir kelime olan hediye (hediyye), “sevgi veya saygı ifadesi olarak karşılıksız verilen şey, armağan” anlamına gelmektedir

Kelimenin Türkçe ifadesi olan armağan ise, “birini sevindirmek, mutlu etmek için verilen şey, ödül, bir bilim adamının emek verdiği dalda onu anmak için hazırlanan bilimsel eser ve mecazi anlamda da bağış, ihsan anlamlarına gelmektedir” [5]

Türkçe sözlükte “hediye” birini sevindirmek, mutlu etmek için verilen şey, armağan olarak tarif edilmiştir.

Hediye, insanlar arasında bir yardımlaşma ve yakınlaşma vasıtasıdır. İnsanlar tarih boyunca ellerindeki çeşitli mal ve eşyaları birbirlerine karşılık beklemeden verip hediyeleşmişlerdir. Toplumların din, örf, âdet, gelenek görenek ve ekonomik durumlarına göre çeşitli mal ve eşyalar hediye metaı olabilmiştir. Bunlar arasında kumaşdan mücevherlere, taştan topraktan mamul basit eşyadan hayvanlara kadar her çeşit mal görülür. Hediye, her zaman verilebildiği gibi bilhassa bir başarı, bayram, düğün gibi vesilelerle verilir.[6]

2-TÜRK KÜLTÜRÜNDE HEDİYELEŞME GELENEĞİ:

Toplumsal ilişkilerde özellikle tören veya kutlamalar, ritüeller ve geçiş merasimlerinde hediyeler, vazgeçilmez unsurlardandır. Hediye bu boyutuyla, bağış, ihsan, ödül kavramlarının yanı sıra, teşvik, takdir, yardımlaşma vb. anlamları da yüklenerek sosyal bir fonksiyon kazanır. Toplumsal açıdan kaydedilen gelişmelere göre zaman içinde farklılıklar gösterebilen hediyeler, veren kişiyle alan arasında bir ilişki oluşturmaktadır.

Türk’lerde farklı kesimlerindeki hediyeleşmeler de belli zaman ve kutlamalarda yoğunluk kazanmaktadır. İnsan hayatının önemli dönüm noktalarında yapılan geçiş merasimleri hediyeleşmelerin yoğun olduğu kutlamalardır.

Bu geçiş merasimlerinden biri de düğünlerdir. Düğünler sırasında sunulan hediyeler ve TAKILAR aileye yeni katılan üyeyi kutlama, akrabalık ve yakınlık ilişkilerini güçlendirme amacı taşımaktadır.

Evlenmenin çeşitli aşamalarında geline sunulan hediyeler de önemli bir âdet kümesini oluşturur.

Özellikle kına gecesi ve nişan sırasında geline kayınpederi, kayınvalidesi, görümcesi ve oğlan evinin yakınları tarafından armağan edilen beşibiryerde, kremse, bilezik, yüzük, saat, vb. hediyelere takı denilmektedir.

Yazıcı-zade Ali ‘nin Topkapı Sarayı Revan Kütüphanesi 1391 numarada kayıtlı bir 1 5. yüzyıl metni olan Tevarih-i Al-i Selçuk adlı eser incelendiğinde görülmektedir ki Türk kültürünün ayrılmaz bir parçası olan hediye ve hediyeleşme metnin içerisinde birçok yerde ayrıntılarıyla anlatılmaktadır.

Toplumu bir piramit gibi düşündüğümüzde yukarıdan aşağıya -sultandan halk tabakasına doğru inerken- hediyeleşme eylemini gerçekleştiren bu grupların hediyeleşme sebepleri açısından birçok farklıklılar gözlemlenmektedir. Kimi zaman ziyaret, kimi zaman belayı uzak tutmak, kimi zaman da kendine bağlamak gibi birçok amaçlarla hediyeler sunulurdu.

Ayrıca hediyenin ve hediyeyi götürecek kişinin seçiminde, hediyenin sunuluşunda ve tarihçinin bu durumu anlatırken kullandığı sözcüklere varana kadar birçok farklılıklar görülmektedir.[7]

Ziyaret sırasında hediyeleşme, bugün de sürdürülmekte ve “eli boş gitmemek” olarak ifade edilmektedir. Eserde davete icab etme sırasında sunulan hediye, ziyaretin sıradan bir parçası olmakla beraber tarafları birbirlerine yaklaştırma ve hoş gösterme amaçlı olarak da kullanılmaktadır.

Türk milletinde ve devletlerinde “hediye geleneği” İslamiyet’ten önce kurulan Türk devletlerinde var olmakla beraber, İslamiyet’ten sonra kurulan Türk devletlerinde de aynı önemini sürdürmüş ve Türklerin cömertliğini, inancını, misafirperverliğini gösteren manevi bir güç hâlini almıştır.

Ülke liderleri birbirlerine kazanılan zaferleri kutlamak, barışın sağlanmasına vesile olmak, hâkimiyetini ve gücünü göstermek, yardım etmek gibi amaçlarla armağanlar göndermişlerdir. Gönderilen bu armağanlar çeşitli vesilelerle takdim olunmuştur.

Kimi zaman yapılan savaşlar sonucunda elde edilen ganimetler hediye olarak gönderilmiş; kimi zaman da düzenlenen toy’lar münasebetiyle hediyeler takdim edilmiştir.

3- DİNİMİZDE HEDİYE:

Dinimizde HEDİYELEŞMENİN önemi büyüktür. Peygamber efendimiz, insanların birbirleriyle ilgilerini kesmemesi ve irtibatlarının kopmaması için hediyeleşmeyi emreder.

Konuya ilişkin bazı hadisler aşağıdaki gibidir.

(Hediyeleşin, çünkü hediye, aradaki muhabbeti artırır.) [Beyheki]

(Hediye, Allahü teâlânın gönderdiği güzel bir rızktır. Hediyeyi kabul edin ve karşılığında daha güzelini verin!) [H.Tirmizi]

(Hediye verene, siz de hediye verin! Eğer verecek bir şey bulamaz iseniz, onun için dua edin ki hediye karşılıksız kalmasın!) [Nesai]

Zengin olsun fakir olsun İslâm’da hediyeleşmek sünnettir. Özellikle günümüzde giderek zayıflayan ailevî ve sosyal bağların yeniden güçlenmesinde¸ birlik beraberlik¸ yardımlaşma ve dayanışma duygularının güçlenmesinde; sevgi¸ saygı ve dostluk ortamının kurulmasında; haset¸ cimrilik¸ kibir¸ bencillik gibi olumsuzlukların tedavisinde hediyeleşmenin rolü çok büyüktür. Nitekim Peygamberimiz (s.a.v.): “Hediyeleşiniz¸ zira hediyeleşmek kalpteki kin ve nefreti yok eder.” buyurarak hediyeleşmenin yukarda bahsettiğimiz işlevine işaret etmiştir.(Tirmizi)

“Bir keresinde zekat toplamaktan dönen bir memurun kendisine hediye olanları ayırdığını fark eden peygamberimiz şöyle diyor:

“Tuhaf şey! Bu adam (bir zekat memuru olmayıp da) babasının veya anasının evinde otursaydı, kendisine hediye verilir miydi, verilmez miydi, o zaman görürdü” (Buhari, Hibe:15). Bu sözlerinden sonra da peygamberimiz böyle kimselerin ahirette de büyük bir azaba uğrayacaklarını bildiriyor.

4- CEZA KANUNLARIMIZDA RÜŞVET:

Sözlük anlamına göre rüşvet, yaptırılmak istenen bir işte yasadışı kolaylık ve çabukluk sağlanması için bir kimseye mal veya para olarak sağlanan çıkar olarak tanımlanmıştır.

Bir devlet memurunun görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlaması ile işlediği suç, rüşvet suçunu oluşturur.

Ceza Kanunu’nun rüşvet suçu maddesine ilişkin gerekçesinde ise kamu hizmetlerinin gerek eşitlik gerek liyakatlilik açısından adalet ilkelerine uygun yürütülmesi, devlet memurunun rüşvet kabul etmez ve “satın alınamaz” oldukları hususunda toplumda hâkim olan güvenin, inancın sarsılmaması gerekir. Rüşvete ilişkin suç tanımı bu güveni korumayı amaçlamıştır.

Devlet memurunun kendinden beklenen görevi yapması ya da yapmaması için armağan, komisyon ya da başka bir adla menfaat sağlanması çok sık kullanılan bir yöntemdir. Böyle bir durumda, vatandaşların büyük bir kısmı yararlandıkları kamu hizmetlerinin daha hızlı bir şekilde görülmesi amacıyla ilave bir ücret ödemeyi olağan saymaktadır. Bu şekilde kurumsallaşan rüşvet sayesinde verimlilik, rasyonellik ve etkinlik gibi ilkelerden uzak ve ağır bir biçimde işleyen bürokrasi mekanizması harekete geçmekte, rüşvetle birlikte işlerin çabuk ve ekonomik bir biçimde yürütülmesi sağlanabilmektedir.[8]

Eski TCK’nin 211 inci maddesinde düzenlenen Rüşvet suçu bahsi geçen madde de şu şekilde tanımlanmıştır: “Ceza Kanunun tatbikinde memur sayılanların, kanunen veya nizamen yapmaya veya yapmamaya mecbur oldukları şeyi yapmak veya yapmamak için aldıkları veya başkalarına aldırdıkları para, hediye ve her nam altında olursa olsun sağladıkları diğer menfaatler ile bu maksatla alıp sattıkları veya ihale eyledikleri taşınır ve taşınmaz malların gerçek değeri ile verilip alınan bedel arasındaki fahiş fark rüşvet sayılır.

Bu Kanundaki memur tanımı dışında kasalar dahi özel kanunlarında belirli hallerde Devlet memuru sayıldıkları açıklananlar ile bazı yükümlülük ve sorumlulukları bakımından Devlet memurları gibi cezalandırılacakları belirtilenlerin yukarıdaki fıkrada gösterilen şekilde sağladıkları her türlü menfaat de rüşvet sayılır.

5237 sayılı yeni Türk Ceza kanununda ise 252. Madde de rüşvet suçuna ilişkin detaylı düzenlemeler bulunmakta olup madde metni aynen aşağıdaki gibidir.

Rüşvet

Madde 252- (Değişik: 2/7/2012-6352/87 md.)

(1) Görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, bir kamu görevlisine veya göstereceği bir başka kişiye menfaat sağlayan kişi, dört yıldan oniki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, kendisine veya göstereceği bir başka kişiye menfaat sağlayan kamu görevlisi de birinci fıkrada belirtilen ceza ile cezalandırılır.

(3) Rüşvet konusunda anlaşmaya varılması halinde, suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur.

(4) Kamu görevlisinin rüşvet talebinde bulunması ve fakat bunun kişi tarafından kabul edilmemesi ya da kişinin kamu görevlisine menfaat temini konusunda teklif veya vaatte bulunması ve fakat bunun kamu görevlisi tarafından kabul edilmemesi hâllerinde fail hakkında, birinci ve ikinci fıkra hükümlerine göre verilecek ceza yarı oranında indirilir.

(5) Rüşvet teklif veya talebinin karşı tarafa iletilmesi, rüşvet anlaşmasının sağlanması veya rüşvetin temini hususlarında aracılık eden kişi, kamu görevlisi sıfatını taşıyıp taşımadığına bakılmaksızın, müşterek fail olarak cezalandırılır.

(6) Rüşvet ilişkisinde dolaylı olarak kendisine menfaat sağlanan üçüncü kişi veya tüzel kişinin menfaati kabul eden yetkilisi, kamu görevlisi sıfatını taşıyıp taşımadığına bakılmaksızın, müşterek fail olarak cezalandırılır.

(7) Rüşvet alan veya talebinde bulunan ya da bu konuda anlaşmaya varan kişinin; yargı görevi yapan, hakem, bilirkişi, noter veya yeminli mali müşavir olması halinde, verilecek ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.

(8) Bu madde hükümleri;

 

a) Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları,

 

b) Kamu kurum veya kuruluşlarının ya da kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının iştirakiyle kurulmuş şirketler,

c) Kamu kurum veya kuruluşlarının ya da kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının bünyesinde faaliyet icra eden vakıflar,

d) Kamu yararına çalışan dernekler,

e) Kooperatifler,

f) Halka açık anonim şirketler, adına hareket eden kişilere, kamu görevlisi sıfatını taşıyıp taşımadıklarına bakılmaksızın, görevlerinin ifasıyla ilgili bir işin yapılması veya yapılmaması amacıyla doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, menfaat temin, teklif veya vaat edilmesi; bu kişiler tarafından talep veya kabul edilmesi; bunlara aracılık edilmesi; bu ilişki dolayısıyla bir başkasına menfaat temin edilmesi halinde de uygulanır.

(9) Bu madde hükümleri;

a) Yabancı bir devlette seçilmiş veya atanmış olan kamu görevlilerine,

b) Uluslararası veya uluslarüstü mahkemelerde ya da yabancı devlet mahkemelerinde görev yapan hâkimlere, jüri üyelerine veya diğer görevlilere,

c) Uluslararası veya uluslarüstü parlamento üyelerine,

d) Kamu kurumu ya da kamu işletmeleri de dahil olmak üzere, yabancı bir ülke için kamusal bir faaliyet yürüten kişilere,

e) Bir hukuki uyuşmazlığın çözümü amacıyla başvurulan tahkim usulü çerçevesinde görevlendirilen vatandaş veya yabancı hakemlere,

f) Uluslararası bir anlaşmaya dayalı olarak kurulan uluslararası veya uluslarüstü örgütlerin görevlilerine veya temsilcilerine, görevlerinin ifasıyla ilgili bir işin yapılması veya yapılmaması ya da uluslararası ticari işlemler nedeniyle bir işin veya haksız bir yararın elde edilmesi yahut muhafazası amacıyla; doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, menfaat temin, teklif veya vaat edilmesi ya da bunlar tarafından talep veya kabul edilmesi halinde de uygulanır.

(10) Dokuzuncu fıkra kapsamına giren rüşvet suçunun yurt dışında yabancı tarafından işlenmekle birlikte;

a) Türkiye’nin,

b) Türkiye’deki bir kamu kurumunun,

c) Türk kanunlarına göre kurulmuş bir özel hukuk tüzel kişisinin,

d) Türk vatandaşının,

tarafı olduğu bir uyuşmazlık ya da bu kurum veya kişilerle ilgili bir işlemin yapılması veya yapılmaması için işlenmesi halinde, rüşvet veren, teklif veya vaat eden; rüşvet alan, talep eden, teklif veya vaadini kabul eden; bunlara aracılık eden; rüşvet ilişkisi dolayısıyla kendisine menfaat temin edilen kişiler hakkında, Türkiye’de bulundukları takdirde, resen soruşturma ve kovuşturma yapılır.

5- 657 SAYILI DEVLET MEMURLARI KANUNUNDA  RÜŞVET:

Hediye alma, menfaat sağlama yasağı:

Madde 29 – Devlet memurlarının doğrudan doğruya veya aracı eliyle hediye istemeleri ve görevleri sırasında olmasa dahi menfaat sağlama amacı ile hediye kabul etmeleri veya iş sahiplerinden borç para istemeleri ve almaları yasaktır.

            Kamu Görevlileri Etik Kurulu, hediye alma yasağının kapsamını belirlemeye ve en az genel müdür veya eşiti seviyedeki üst düzey kamu görevlilerince alınan hediyelerin listesini gerektiğinde her takvim yılı sonunda bu görevlilerden istemeye yetkilidir.

Devlet Memurları Kanununun 125’inci maddesinin D fıkrasının (c) bendine göre, görevi ile ilgili olarak her ne şekilde olursa olsun çıkar sağlamak kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektirmektedir.

Olayın oluş biçimine, sağlanan menfaatin cinsine, alınan veya kabul edilen hediyenin türüne göre, kademede ilerleme 1 ile 3 yıl arası durdurulacaktır.[9]

6-KAMU GÖREVLİLERİ ETİK KURULU MEVZUATINDA RÜŞVET/HEDİYE:

Kamuda etik kültürünü yerleştirmek, kamu görevlilerinin görevlerini yürütürken uymaları gereken etik davranış ilkelerini belirlemek, bu ilkelere uygun davranış göstermeleri açısından onlara yardımcı olmak ve görevlerin yerine getirilmesinde adalet, dürüstlük, saydamlık ve tarafsızlık ilkelerine zarar veren ve toplumda güvensizlik yaratan durumları ortadan kaldırmak suretiyle kamu yönetimine halkın güvenini artırmak, toplumu kamu görevlilerinden beklemeye hakkı olduğu davranışlar konusunda bilgilendirmek amacıyla 13.04.2005 tarihinde 25785 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri İle Başvuru Usul ve Esasları Hakkındaki Yönetmelik yayınlanmıştır.[10]

Söz konusu yönetmelikte hediye alma ve menfaat sağlama yasağı başlıklı 15. Maddesi aynen aşağıdaki gibidir.

“Kamu görevlisinin tarafsızlığını, performansını, kararını veya görevini yapmasını etkileyen veya etkileme ihtimali bulunan, ekonomik değeri olan ya da olmayan, doğrudan ya da dolaylı olarak kabul edilen her türlü eşya ve menfaat hediye kapsamındadır.

Kamu görevlilerinin hediye almaması, kamu görevlisine hediye verilmemesi ve görev sebebiyle çıkar sağlanmaması temel ilkedir.

Kamu görevlileri, yürüttükleri görevle ilgili bir iş, hizmet veya menfaat ilişkisi olan gerçek veya tüzel kişilerden kendileri, yakınları veya üçüncü kişi veya kuruluşlar için doğrudan doğruya veya aracı eliyle herhangi bir hediye alamazlar ve menfaat sağlayamazlar.

Kamu görevlileri, kamu kaynaklarını kullanarak hediye veremez, resmi gün, tören ve bayramlar dışında, hiçbir gerçek veya tüzel kişiye çelenk veya çiçek gönderemezler; görev ve hizmetle ilgisi olmayan kutlama, duyuru ve anma ilanları veremezler.

Uluslararası ilişkilerde nezaket ve protokol kuralları gereğince, yabancı kişi ve kuruluşlar tarafından verilen hediyelerden, 3628 sayılı Kanunun 3. maddesi hükümleri saklı kalmakla birlikte, söz konusu maddede belirtilen sınırın altında kalanlar da beyan edilir.

Aşağıda belirtilenler hediye alma yasağı kapsamı dışındadır:

a) Görev yapılan kuruma katkı anlamına gelen, kurum hizmetlerinin hukuka uygun yürütülmesini etkilemeyecek olan ve kamu hizmetine tahsis edilmek, kurumun demirbaş listesine kaydedilmek ve kamuoyuna açıklanmak koşuluyla alınanlar (makam aracı ve belli bir kamu görevlisinin hizmetine tahsis edilmek üzere alınan diğer hediyeler hariç) ile kurum ve kuruluşlara yapılan bağışlar,

b) Kitap, dergi, makale, kaset, takvim, cd veya buna benzer nitelikte olanlar,

c) Halka açık yarışmalarda, kampanyalarda veya etkinliklerde kazanılan ödül veya hediyeler,

d) Herkese açık konferans, sempozyum, forum, panel, yemek, resepsiyon veya buna benzer etkinliklerde verilen hatıra niteliğindeki hediyeler,

e) Tanıtım amacına yönelik, herkese dağıtılan ve sembolik değeri bulunan reklam ve el sanatları ürünleri,

f) Finans kurumlarından piyasa koşullarına göre alınan krediler.

Aşağıda belirtilenler ise hediye alma yasağı kapsamındadır:

a) Görev yapılan kurumla iş, hizmet veya çıkar ilişkisi içinde bulunanlardan alınan karşılama, veda ve kutlama hediyeleri, burs, seyahat, ücretsiz konaklama ve hediye çekleri,

b) Taşınır veya taşınmaz mal veya hizmet satın alırken, satarken veya kiralarken piyasa fiyatına göre makul olmayan bedeller üzerinden yapılan işlemler,

c) Hizmetten yararlananların vereceği her türlü eşya, giysi, takı veya gıda türü hediyeler,

d) Görev yapılan kurumla iş veya hizmet ilişkisi içinde olanlardan alınan borç ve krediler.

Bu Yönetmelik kapsamına giren en az genel müdür, eşiti ve üstü görevliler, bu maddenin 5 inci fıkrası ve 6 ncı fıkranın (a) bendinde sayılan hediyelere ilişkin bir önceki yılda aldıklarının listesini, herhangi bir uyarı beklemeksizin her yıl Ocak ayı sonuna kadar Kurula bildirirler.

7- 3628 SAYILI MAL BİLDİRİMİNDE BULUNULMASI, RÜŞVET VE YOLSUZLUKLARLA MÜCADELE KANUNU:

Hediyeye ilişkin hükümler 19/4/1990 tarihli ve 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu’nda yer bulmuştur.[11]

Madde metni aynen aşağıdaki gibidir.

Hediye Madde 3 – Yukarıdaki maddede sayılan kamu görevlileri, milletlerarası protokol, mücamele veya nezaket kaideleri uyarınca veya diğer herhangi bir sebeple, yabancı devletlerden, milletlerarası kuruluşlardan, sair milletlerarası hukuk tüzelkişiliklerinden, Türk uyruğunda olmayan herhangi bir özel veya tüzelkişi veya kuruluştan; aldıkları tarihteki değeri on aylık net asgari ücret toplamını aşan hediye veya hibe niteliğindeki eşyayı aldıkları tarihten itibaren bir ay içinde kendi kurumlarına teslim etmek zorundadırlar. Ancak, yabancı devlet adamları ve milletlerarası kuruluş temsilcileri tarafından verilen imzalı hatıra fotoğraflarının çerçeveleri bu madde hükümlerine dahil değildir.

Buna göre; 3628 sayılı Kanunda sayılan kamu görevlileri, milletlerarası protokol, mücamele veya nezaket kaideleri uyarınca veya diğer herhangi bir sebeple yabancı devletlerden, milletlerarası kuruluşlardan, sair milletlerarası hukuk tüzel kişiliklerinden, Türk uyruğunda olmayan herhangi bir özel veya tüzel kişi veya kuruluştan aldıkları tarihteki değeri on aylık net asgari ücret toplamını aşan hediye veya hibe niteliğindeki eşyayı aldıkları tarihten itibaren bir ay içinde kendi kurumlarına teslim etmek zorundadırlar.

Ancak yabancı devlet adamları ve milletlerarası kuruluş temsilcileri tarafından verilen imzalı hatıra fotoğraflarının çerçeveleri bu madde hükümlerine dahil değildir.

3628 sayılı kanunun uygulamasına ilişkin yönetmelikte ise ilave olarak aşağıdaki düzenleme yapılmıştır.

Hediye ve hibe eşyalarda yapılacak işlem Madde 14 –

3 üncü maddede belirtilen kamu görevlileri ve bunların eşlerine, milletlerarası protokol, mücamele veya nezaket kaideleri uyarınca veya diğer herhangi bir sebeple yabancı devletlerden, milletlerarası kuruluşlardan, sair milletlerarası hukuk tüzel kişiliklerinden, Türk uyruğunda olmayan herhangi bir gerçek veya tüzel kişi veya kuruluş tarafından verilen hediye veya hibe niteliğindeki eşyayı alan ilgilisi, bu eşya değerinin on aylık net asgari ücret toplamını aşan değerde olduğunu belirlemesi halinde, yurtiçinde aldıkları tarihten, yurtdışında yurda dönüşleri tarihinden itibaren ongün içinde bulundukları il defterdarlığına (takdir komisyonu başkanlığına) değer takdiri için kurumları vasıtasıyla gönderir.

 Hediye veya hibe niteliğindeki bu eşyanın (yabancı devlet adamları ve milletlerarası kuruluş temsilcileri tarafından verilen imzalı hatıra fotoğraflarının çerçevleri hariç) gerçek değerinin takdiri ile net asgari ücretin on aylık toplamını aşıp aşmadığı, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun değişik 72 nci maddesine göre kurulan takdir komisyonunca en geç on gün içinde tesbit olunarak ilgiliye ve bağlı bulunduğu kuruma bildirilir.

Kıymet takdirini müteakip, takdir komisyonu tarafından ilgilisine geri verilen hediye veya hibe niteliğindeki eşyadan değeri net asgari ücretin on aylık toplamını aşanlar, ilgilisi tarafından en geç on gün içinde kendi kurumlarına verilir.

Bu eşyalar, kurumca sergilenmek veya başka bir şekilde muhafaza edilmek suretiyle değerlendirilir veya ilgisi sebebiyle diğer bir kuruma tevdi edilebilir.

Öte yandan, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması Rüşvet Ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu; haksız mal edinene üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beş milyon liradan on milyon liraya kadar ağır para cezası verileceğine hükmetmiştir. Buna göre, hediye almak suretiyle haksız mal edinen Devlet memurları hakkında ceza kovuşturması da yapılabilir.

8- SONUÇ:

Geçmişi insanlık tarihi kadar eski olan “hediye” hem İslamiyet’ten sonra Türk toplumunun sosyal ilişkilerinin devamında, hem de Türk devletlerinin siyasal sistemini meydana getiren yapı içerisinde değişmeyen bir kural, vazgeçilmez bir unsur olmuştur.

Bütün toplumlarda, insanlar arası ilişkilerin bir gereği olarak hediye almak ve vermek doğal bir davranış olarak değerlendirilmektedir. Hatta geleneksel değerler açısından verilen bir hediyeyi kabul etmemek ve geri çevirmek doğru bir davranış olarak görülmemektedir. Bu çerçevede, cumhurbaşkanından en alt kademedeki memura kadar, kamu görevlileri, özel kişi ve kuruluşlardan veya emrindeki diğer kamu görevlilerinden hediye alabilmektedir. Hediye, genellikle kamu görevlisinin bir isteği ve talebi olmaksızın verilmektedir.

Bununla birlikte rüşvet ile hediyenin ayrımını yapmak oldukça zordur. Rüşvet, hediye altında gizlenebilmiştir. Rüşvet olgusuyla beraber düşündüğümüz zaman hediye kimi durumlarda rüşvetin yerine geçmiş ve hediye kisvesi altında rüşvetler alınıp verilmiştir. Aralarındaki ayrım, rüşvetin bir karşılığı varken hediyenin karşılıksız olmasıdır.

Hediyenin hangi aşamadan sonra rüşvet sayılacağı uzun tartışmalara sebep olmuştur.

Devlet memuru her durumda tarafsız olmak ve devletin menfaatlerini korumak zorundadır. Görevini yerine getirirken ayırım yapmaması, kişilerin yararına veya zararına bir davranışta bulunmaması, ne doğrudan ne de dolaylı bir menfaat sağlamaması gerekir.

Masum bir hediye ile rüşveti ayıracak anahtar karşılıklı menfaatlerdir. Memurun karar almasını olumlu veya olumsuz şekilde etkileyecek sonuçlar doğuracak olan hediye, rüşvet kapsamı altına alınmalıdır.

 İki kişi arasında menfaat doğurmayacak hediyeler, rüşvet sayılmayacağı gibi insani ilişkilerin gelişmesi açısından da olumlu etkileri olacaktır. Ancak yine de arada ki dengeyi iyi kurmak gerekir. Menfaat gözetmeksizin verilen bir hediye bile daha ileride karar vericiyi psikolojik olarak etkileyip, kararlarında adaletsizliğe sürükleyecektir

Hediye-rüşvet ayrımının yapılmasının zorluğu yanında kamusal hediyelerin kanuna uygun sayılması ve sınırlarının net çizilememesi aynı zamanda rüşvetle ayrımının yapılmaması sonucu zaman içinde hediyenin rüşvete dönüştüğü eleştirileri yapılmıştır. Bu alandaki belirsizliklerden ve suiistimallerden dolayı, kanunlarda yeri olan ve zamanla teamül haline gelen hediyeler çoğunlukla rüşvet olarak adlandırılmıştır.

Hediye ve kişisel kullanım amacıyla yapılan bağışların “BUBİ TUZAĞI”NA benzetilmesi tesadüfî değildir. Bilindiği gibi, kurnazca hazırlanan, şüphe uyandırmayan, tehlikesiz zannedilen ve kurbanı daha rahat çekebilmek için çekici bir cisim kullanılan tuzaklara “bubi tuzağı” denilmektedir. [12]

“BUBİ TUZAĞI”, bir insanın görünürde zararsız olan bir nesneye dokunması veya yaklaşması veya görünürde güvenli olan bir eylemi yapması neticesinde, beklenmedik bir şekilde faaliyete geçen, öldürmek ve yaralamak üzere tasarlanmış, imal edilmiş veya uyarlanmış her türlü cihaz veya malzeme anlamına da gelmektedir.

Ahlaki değerlere önem veren bir kamu görevlisi, açıkça rüşvet almaz veya kişisel bir menfaat sağlamaz. Buna karşılık, kendisine verilen ve ilk anda masum, zararsız ve tehlikesiz olarak görülebilecek hediyeleri ya da kişisel kullanımı için yapılmış bağışları kabul edebilir.

Zaten geleneksel değerler açısından bir kişinin kendisine verilen bir hediyeyi geri çevirmesi hoş karşılanmamaktadır. Ancak, hediye verenin veya bağışta bulunanın gerçek niyeti belli olmadığı için, söz konusu hediye veya bağışlar, ileride kamu görevlisinin “tarafsızlığı”nı zedeleyecek bir tuzağa dönüşebilecek ve “etik ikilem”lerle karşı karşıya kalmasına neden olabilecektir.

Etik değerlere önem veren bir kamu görevlisi rüşvet almaz veya kişisel bir menfaat sağlamaz; ancak, kendisine verilen ve ilk anda masum, zararsız ve tehlikesiz olarak görülebilecek hediyeleri kabul edebilir. Ancak, bu bir “bubi” tuzağı gibidir.

Hediye Konusunda Kamu Görevlisinin Kendisine Sorabileceği Anahtar Soru ŞUDUR.

“Ben kamu görevlisi olmasaydım ya da bu makam ve mevkide bulunmasaydım, bu hediye yine de bana verilecek miydi?”

 

DİPNOTLAR

[1] Kamu Görevlilerini Yoldan Çıkaran Bubi Tuzakları: Hediye Ve Bağışlar/ Mustafa Lütfi Şen https://dergipark.org.tr/

[2] Devlet Memuruna Hediye Rüşvet (mi)dir? Uğur SÖKMEN

[3] Kamu Görevlilerini Yoldan Çıkaran Bubi Tuzakları: Hediye Ve Kişisel Kullanım Amacıyla Yapılan Bağışlar/

Yrd. Doç. Dr. Mustafa Lütfi Şen

[4] Amerikan Devletleri Örgütü (Yolsuzluklarla Mücadele Sözleşmesi (29 MART 1996)

[5] Edebi Metinlere Yansıyan Yönüyle Osmanlı Toplumunda Hediyeleşme/Sevda ÖNAL

[6] Türk Devlet Geleneğinde Hediyeleşme/Aybüke GÜZAY

[7] Tevarih-İ Al-İ Selçuk’ta Hediyeleşme Ve Hediye Sözleri’ Dergipark /Sevim Yılmaz Önder

[8] Devlet Memuruna Hediye Rüşvet (mi)dir? Uğur SÖKMEN

[9] 657 Sayılı Kanun

[10] Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri İle Başvuru Usul ve Esasları Hakkındaki Yönetmelik

[11] 19/4/1990 tarihli ve 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu

[12] Kamu Görevlilerini Yoldan Çıkaran Bubi Tuzakları: Hediye Ve Kişisel Kullanım Amacıyla Yapılan Bağışlar/Yrd. Doç. Dr. Mustafa Lütfi Şen

Hakkında admin

Check Also

TARIMSAL ÜRETİM ARTIŞI VE ÜRETİCİNİN KORUNMASI İÇİN KOOPERATİFLEŞMENİN ÖNEMİ/Abdullah ÇAVUŞ/Bağımsız Denetçiler Derneği Başkanı (29.03.2021)

TARIMSAL ÜRETİM ARTIŞI VE ÜRETİCİNİN KORUNMASI İÇİN KOOPERATİFLEŞMENİN ÖNEMİ Abdullah ÇAVUŞ/Bağımsız Denetçiler Derneği Başkanı (29.03.2021) …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×