Anasayfa / ETİK / Kuramdan Uygulamaya Kamu Yönetiminde Etik ve Ahlâk / DR.AYDIN USTA

Kuramdan Uygulamaya Kamu Yönetiminde Etik ve Ahlâk / DR.AYDIN USTA

Kuramdan Uygulamaya Kamu Yönetiminde Etik ve Ahlâk

DR.AYDIN USTA

ÖZET
Günümüz modern yönetimlerinin en temel sorunlarından birisi toplumsal yararı
artırabilecek yöntem ve teknikleri geliştirmektir. Ancak, toplumsal yararı artırabilecek
yöntem ve teknikler bazı koşulların sağlanmasını gerektirmektedir. Bu koşulların
başında da, yeterli personele sahip olmak ve onları yönlendirmek gelmektedir. Çünkü
kurumlarda temel unsur kurumsal değerleri benimsemiş insan unsurudur.
Ayrıca bir kurumun etkili ve verimli olabilmesi için personelin görev davranışlarını
kurum normları çerçevesinde düzenlemeleri gerekmektedir. Kurum normlarının en
etkilisi ise personelin etik amacı ve ahlaki yükümlülükleridir. Bu çerçevede bu
çalışmanın konusunu etik amaçlar ve ahlaki yükümlülükler oluşturmaktadır. Çalışmanın
ana hipotezi ise kamu yönetiminde etik ve ahlak teorilerinin uygulanmasının etkililiği
artıracağı iddiasıdır.
Yöntem olarak bu araştırmada, karmaşık felsefi kavramları açıklamak ve
kavramlar arasındaki neden sonuç ilişkilerini ortaya koymak amacıyla dolaylı araştırma
yönteminden yararlanılmıştır.
Araştırma bulgularına dayalı olarak denilebilir ki, etiğin teleolojik; ahlakın
deontolojik teorilerini algılamak, kamu yönetiminde, etkililiğe ve verimliliğe katkı
sağlayabilir.
Anahtar Kelimeler: Etik, Ahlak, Teleoloji, Deontoloji, Kamu Yönetimi
ETHICS AND MORALITY IN PUBLIC ADMINISTRATION FROM THEORY TO
PRACTICE
ABSTRACT
One of the basic problems of contemporary modern administrations is to develop
methods and techniques to raise public utility. But, the methods and techniques which
can raise public utility involve some requirements. At the head of these requirements is
to have enough personnel and to direct them.
Besides, in order to be effective and efficient, personnel should order their
attitudes according to the norms of organization. The most effective of the norms is the
ethical aim of the personnel and moral obligations. In this frame, the subject of the
study is ethical aims and moral obligations and also the main hypothesis of the study is
the argument that; practice of the theories about ethics and morality in public
administration should raise effectiveness.
Indirect Research Method is used in this study in order to explain complex
philosophical concepts and introduce cause and effect relations.
According to findings of this research it can be said that to realize the teleological
theories of ethics and deontological theories of morality could contribute effectiveness
and efficiency of public administration.
Keywords: Ethics, Morality, Theleology, Deonthology, Public Administration
* Yrd. Doç. Dr. İnönü Üniversitesi, İİBF Kamu Yönetimi Bölümü
Kuramdan Uygulamaya Kamu Yönetiminde
Etik ve Ahlâk
Aydın USTA*
Aydın USTA
40
1. GİRİŞ
Günümüzün modern toplumlarında yaşanan çelişkiler, olgusal değerleri ve
ahlaki davranış ölçülerini tahrip etmiştir. Bu durumun sonucu olarak da
toplumsal yaşamda yer yer yozlaşmalar görülmektedir. Bu yozlaşmalar
kamusal alanlara da yansımış ve kamu kurumlarını yapısal ve işlevsel olarak
etkisi altına almıştır. Kamu kurumlarında yaşanan bu olumsuzluklar, hukuk
sistemini ilgilendirdiği kadar; ahlaki boyutta, etik disiplinini de
ilgilendirmektedir.
Dünya geneline bakıldığında birçok ülkede skandalların yaşandığı, bunun
sonucu olarak da yönetimlere karşı güvenin azaldığı görülmektedir. Yine birçok
ülkede yaşanan yolsuzluklardan dolayı insanlar, politikacıların devlet aleyhine
zenginleştiklerini düşünmektedirler. Kamu yönetimine karşı güvenin azaldığı
bu tür ülkelerde değerler yıprandığından dolayı demokrasiyi geliştirmek çok
güç gözükmektedir.
Bu yaşananlar kamu yönetimlerinin ciddi prestij ve saygınlık
kaybetmelerine yol açmaktadır. Bu olumsuzluklar karşısında, hukuksal
düzenlemeler yetersiz kaldığından, etik disiplini, günümüzde artık bir moda
kavram haline gelmiştir. Bu bağlamda, 19. yy. politik bilimin, 20. yy ekonomi
biliminin yüzyılı iken; 21. yy etik bilimin yüzyılıdır denilebilir. Bu nedenle etik
kavramını ve bu kavramı tamamlayan ahlak ve deontoloji kavramlarını
tanımlamakta yarar vardır ve bu çalışmada şu sorulara yanıt aranılmaktadır.
 Kamu sektöründe etik amaç neyi ifade etmektedir?
 Kamu sektörüne özgü etik kurallar var mıdır?
 Kamu sektöründe etiğe niçin gereksinim duyulmaktadır?
 Günümüzde etik konusu niçin sıkça konuşulmaktadır?
Bir ülkede işlerin yolunda gitmesi; ekonomik ve sosyal kalkınmanın
sağlanması; kamu görevlilerinin etik düşünmesine ve ahlaki davranmasına
bağlıdır denilebilir. Tersi söylenecek olursa; kamu görevlilerinin değer
yargılarının bozulması durumunda, görevlilerin içinde yer aldığı toplum da
bozulmaktadır.
Bir kurumda ahlaki değerler çalışanlara kazandırılamazsa ve buna uygun
davranılmazsa, yöneticiler-çalışanlar, çalışanlar-çalışanlar, kurum-vatandaş
arasında karmaşa yaşanmaya başlar ve bu karmaşa kurumu ciddi sorunlara
sürükleyebilir.
Etik kavram ve teorileri, kamu sektörü normları üzerinde önemli derecede
etkilidir. Bu nedenle, kamu çalışanları, mesleklerini icra ederlerken
karşılaştıkları ahlaki sorunlar karşısında ahlak veya etik teorilerinden
yararlanabilirler.
2. ETİK
Etik, ahlaki eylem ve kuralların dayandıkları temelleri ve yöneldikleri
değerleri araştıran bir disiplindir. Bir başka ifade ile etik, başkaları ile birlikte
iyi bir yaşamın nasıl sağlanacağı konusunda kişisel düşünmedir. Etik bu
anlamda iyi/kötü ayırımı yapar. Etik, davranışlara felsefi bir bakış açısı ile
anlam kazandırmaya çalışarak, doğru-yanlış, ödev-yükümlülük, toplumsal
sorumluluk kavramlarını sorgular. Gaudet’e göre etik, ahlaki davranış
konusunda sistemli olarak düşünmektir (CNFPT, 2009).
Kuramdan Uygulamaya Kamu Yönetiminde Etik ve Ahlâk
41
Etik bilimi, insanların gelenekleştirdikleri kuralları basitçe izlemeyip,
davranışın kabulleniş kurallarına akılcı nedenler aradıkları zaman başlar.
Davranışına akılcı neden arayan birey de etiysen olarak adlandırılır. Etik, bir iyi
eylem yargısına varmaya çalışırken, bireyi düşünmeye yönlendirir adeta bireyi
düşünme aracılığıyla eğitir.
Genel olarak etikte incelenen konular, insan eylemlerinin amacı, ahlaki
yükümlülüğün niteliği, vicdan, ödev kavramı ve bunları inceleyen çeşitli felsefi
sistemlerdir (Pazarlı, 1980: 35). Etik, temel ilkeleri belirleyerek ruhsal
eğilimlerimizin ve davranışlarımızın kaynaklarını, bunları yönlendirip idare
edilme şekillerini öğretir.
Etik şu sorulara yanıt arayabilir: Bu iyilik nedir? Neden bazı işler iyilik,
bazıları kötü unsurları taşır? İşte burada iyiliğin niteliği sorunu ortaya çıkar ki
bu da kuramsal ahlakın konusudur.
Etiğin kendisine özgü bir konusu vardır. Bu konu alanı insanın tutum ve
davranışlarıdır. Ahlak, davranışların toplumsal kurallarından meydana
gelirken; etik ise ahlakla ilgili insan davranışlarının neden ve gerekçeleri
hakkında değerlendirmeler yapar.
Etik, bir eylemi ahlaki açıdan iyi bir eylem yapan niteliksel durumu
sorgulamaktadır ve bu bağlamda, ahlak, iyi, ödev, gereklilik, müsaade vb. gibi
kavramları ele almaktadır. Böylece eylemini etik açıdan temellendirmek isteyen
kimseye argümantasyon stratejileri sunulmuş olur; bu stratejiler yardımıyla,
insan eylemlerine ilişkin ahlaki sorunları ve çelişkileri sorun ve çelişki olarak
görmek mümkün olacak; olası çözüm önerileri geliştirebilmek, ahlaki sonuçları
üzerinde düşünebilmek ve belirli bir çözüme karar verebilmek mümkün
olacaktır (Pieper, 1999: 17).
Felsefi anlamda ahlaki değerlerin özünü ve temellerini araştıran etik
bilimi, insanın bireysel ve toplumsal yaşamındaki ahlaksal davranışları ile ilgili
sorunları inceleyen felsefenin bir dalı olarak tanımlanmaktadır. Diğer bir
ifadeyle etik kavramı, iyi nedir? Ya da doğru hareket nedir? Sorularına yanıt
üretmeye çalışır (Akarsu, 1984: 62).
İnsan hem yaptıklarının hem de bunları yapış yollarının haklı ve doğru
olduğunu açıklamanın bir çabası olmaksızın ne yaşayabilir ne de eylemde
bulunabilir. Başka bir deyişle o sürekli ahlaksal yargılara varır. Bir davranış
biçimine haklı ya da doğru derken, onun tersine haksız ve yanlış der. Başka
hiçbir varlık ahlaksal yargılara varamaz (Selsam, 1995: 7).
Soruşturmaların gidişi içinde, başka bir soru kaçınılmaz olarak doğar:
Neden ben şunu değil de bunu yapmalıyım? Annemi ve babamı saymak için
ahlaksal bir zorunluluk var mı? Eğer öyleyse bu nereden geliyor? Niçin yalan
söylememeli, çalmamalı ya da öldürmemeliyim? Başka deyişle, ahlaksal ölçütler
kabullenildiğinde ikinci bir soru doğmaktadır: Neden doğru denileni
yapmalıyım da yanlış olanı yapmamalıyım? Bu durumda önemli nokta, birey ya
ilke olarak ahlak yasasını reddedebilir ya da buna uyulmada gereken davranışı
sergiler (Selsam, 1995: 9).
Etik, insan davranışlarını tanımlayarak ya da açıklayarak değil de,
değerlendirerek yapar. Buradaki değerlendirmeden kasıt, insan eylemleri ve
bunların sonuçlarının çözümlenmesidir. Kullanılan ahlak terimlerini ve ahlaki
yargıların statüsünü çözümleyen etik, takınılan ahlaki tutumların arkasında
yatan yargıları inceler. Bu noktada ahlak-akıl ilişkisi önem kazanmaktadır.
Aydın USTA
42
“Bilgi erdemdir ve ahlaklı yaşantı evrensel akıla uygun hareketle olur.” İlkesinden
beri, bu ilişki tartışılmaktadır (Uyanık, 2003: 171).
İnsanın eylemleri ile ilgili tüm etkenler de etin inceleme konusuna girer.
Bu etkenler; eylemin gerçekleştirildiği koşullar, eylemin yöneldiği amaç,
eylemin sonuçları, eylemin doğruluğu ve yanlışlığı, eylemin doğruluğunun
temellendirilmesi gibi konuları kapsar. Etiğin temel soruları da etiğin bu
etkenleriyle ilgili olarak ortaya konulur. Bu temel sorular şunlardır: Ahlaki
eylemin bir ereği var mıdır? İnsan ahlaki eylemde bulunurken özgür müdür?
Ahlak yargısının niteliği nedir? Kişi vicdanı karşısında evrensel ahlak yasası var
mıdır? Ahlaki eylemin bir amacı olduğunu savunan görüşlerin başlıcaları, bu
amacın; mutluluk, haz, fayda, ödev olduğunu ileri sürmüşlerdir (Tunalı, 2009:
116).
3. AHLAK
Ahlak, bireyin diğer toplumsal düzen kurallarının etkisi olmadan kendini
denetlemesi ve bir tür kendisine hâkim olmasıdır.
Bireyin kendisine hâkim olmasında kuşkusuz, üst benliğin ve aklın etkisi
büyüktür. Erdemli olmak, başkasına yardım etmek, doğruluk gibi davranışlar
ahlakın kapsamına girer. Ahlak, iradeye, vicdana ve duygulara bağlı, bireyi
iyiliğe götüren içten gelen bir kuvvettir. Birey kendi kendini yargıladığında ve
kendine hükmettiğinde, ahlak bu özgürlüğün kendisidir. Bu anlamda ahlak,
bireyin kendi kendine yasakladığı veya kabul ettirdiği şeylerin tümüdür.
Ayn Rand’a göre ahlak, insanın tercih ve davranışlarına rehberlik eden
değerler sistemidir. Değer, elde edilmesi ve/veya korunması (elde tutulması)
için çaba gösterilen şeydir. Değerler amaçlı eylemlerde bulunan varlıklar için
ancak geçerli olabilirler (Yılmaz, 2011: 29).
Ahlak yasasının iyiliği, etik ölçütlere göre belirlenir. Etik, ahlak esaslarına
ve yasalarına ait görüşleri ve fikirleri gösterir. Ahlak ise görevlerin nelerden
ibaret olduğunu bildirir. Etik sadece aydınlatır, çözüm üretmez. Etik, ikilemde
olunan düşünceleri besler ve kararları yönlendirir.
Bir özürlüye, bir yoksula yardım etmek, bir başkasına iyilik yapmak
demektir. Yoksullara yardım, kimsesizleri korumak, yararlı derneklerde görev
almak, toplumda zayıf olanları korumak hep uygulamalı ahlak konusuna girer.
İnsanın sağlığını koruması, ailesine bakması, ulusunu ve yurdunu sevmesi
birer görevdir. Bu görevlerin her biri uygulamalı ahlakın konusudur. Fakat
görev denilen şeyin niteliği nedir? İnsan neden dolayı görevini yapmaya
zorunludur? Bu zorlamayı yapan kuvvet nedir? İşte burada ele alınan sorunlar
ise etiğin konusudur (Pazarlı, 1980: 36).
Ahlak birçok alanlarda görevleri bildirir; etik ise sadece görevin kaynağını
ve niteliğini araştırır. Ahlak, iyi işleri gösterir. Etik ise iyiliğin ne olduğunu,
araştırır. Biri uygulamaları, öteki de uygulamaların temellerini ve kaynaklarını
araştırır (Pazarlı, 1980: 36).
Kant’a göre, ahlakın temel kaynağı bireyin yine kendisidir. İnsanın
doğasına dayanan ahlak, iç kaynaklıdır. Bu kaynak kültür ve ırk farkına
bakılmaksızın, akıl sahibi olmaları sebebiyle tüm insanlarda aynıdır. İç
kaynağın ilkeleri hiçbir kültürün veya dinin tekelinde değildir. Bu yüzdendir ki
her toplumda erdemli davranış ve erdemli insan görmek mümkündür. Buna
doğal ahlak adı verilir (Ceylan, 2004: 86).
Kuramdan Uygulamaya Kamu Yönetiminde Etik ve Ahlâk
43
4. ETİK VE AHLAK TEORİLERİ
Ahlak felsefesi alanında önemli teoriler bulunmaktadır. Ancak akla uygun
kararların alınmasında deontoloji ve teleoloji teorileri en üstün teorilerdir. Bu
teoriler, karar alınmasında etik kavramların uygulama yöntemi olduğu kadar
etik sistemi de tanımlamaktadırlar.
Felsefeci Andre Compte Sponville (2006: 6), etik ve ahlak arasındaki
ayırımı şöyle belirtmektedir: Ahlak bir görevi iradi olarak yerine getirmek; etik
ise iyi bir görevi düşünmektir. Çağdaş filozoflardan John Rowels, doğru olanı
yapmak deontolojik; iyi olanı düşünmek teleolojiktir diyerek teoriler arasındaki
farkı ortaya koymuştur (CNFPT, 2009).
Etik; ahlak üzerinde düşünebilme etkinliğidir. Bu konuda Harald Delius şu
tespitte bulunmaktadır: “Moral (ahlak) ve etik sözcükleri arasında günlük
dildeki çok anlamlılık, geçişlilik ve kaypaklığa rağmen, her iki sözcüğü
birbirinden ayırmada yine de bir ölçümüz vardır. Ahlakın olgusal ve tarihsel
olarak yaşanan bir şey olmasına karşılık; etik, bu olguya yönelen felsefe
disiplininin adıdır. Ahlak bir davranışı ifade ederken; etik davranışla ilgili bir
düşünceyi ortaya koymaktadır. Ama etimolojik açıdan baktığımızda, her iki
sözcük de töre, gelenek, alışkanlık anlamlarına sahiptir. Bu nedenle, N.
Hartmann, ahlakların çokluğuna karşılık; etiğin tekliğinden söz eder. Bununla
kastedilen şey, bir felsefe disiplini olarak etiğin tekliğidir ve böyle bir disiplin
olarak etiğin görevi, herhangi türde bir ahlak geliştirmek ve bu ahlaka
uyulmasını öğütlemek değil; tersine ahlaksal bağıntıların niteliği üzerine bir
genel görüş elde etmektir (Takış, 2004: 7).
Genellikle iyi bir yaşam amacı için “etik” terimi ve bu amaca ulaşmak için
ise zorlama/kısıtlama etkisi olan normatif içerikli “ahlak” terimi
kullanılmaktadır. Amaç ile norm arasındaki ayırımda temel ayraç bunların
teorilerinin farklı olmasıdır. Etik, Aristotelesçi yaklaşımın ileri sürdüğü
teleolojik perspektifle karakterize edilmekte; ahlak ise Kantçı yaklaşımın ileri
sürdüğü deontolojik bir bakış açısıyla tanımlanmaktadır. Bu iki yaklaşım
arasındaki ilişki ise şöyle tanımlanabilir: (1) Ahlak etiği öncelemektedir. (2)
Etik amacın ahlaki norm süzgecinden geçme zorunluluğu vardır. (3) Ahlaki
norm pratiği çıkmaza girdiğinde etiğe başvurulması doğaldır. Ahlak, etik
amacın meşru ve hatta vazgeçilmezi olmakla birlikte sınırlı bir gerçekleşmesini
oluşturur ve etik bu anlamda ahlakı kuşatır. Bu anlamda ahlak ve etik kuramlar
birbirlerini tamamlamaktadırlar (Ricoeur, 2010: 233). İzleyen alt başlıklarda
ilgili teoriler hakkında açıklamalar yapılmaktadır.
4.1. Etiğin Teorisi: Teleoloji
Etik amaca, adil kurumlar içerisinde, başkalarıyla birlikte ve başkaları için
“iyi yaşam” amacı denilebilir. Etik amacın ilk bileşeni Aristoteles’in “iyi yaşam”,
“iyi hayat” dediği şeydir. Etik, tüm özellikleriyle tümelciliğe yöneliktir. Ahlaki
yükümlülük ise öznel olarak “iyi yaşam” amacı ile ilişki içerisindedir.
Teleolojik kuramlar, bireyin eylemlerinin sonuçları üzerine odaklanır. Yani
bir eylemin iyiliğini veya kötülüğünü, doğruluğunu veya yanlışlığını eylemin
sonuçları gösterir. Teleolojik yaklaşıma göre “iyi” demek, en çok sayıda insana,
en fazla iyiliği getirmek demektir. Kısacası teleoloji; bir davranış ve kararın
eylem ve sonuçlarının ahlak kurallarına uygunluk derecesini değerlendirmeyi
ifade eder.
Aydın USTA
44
Bazı filozofların görüşüne göre, tıpkı tıbbın veya tıbbi ilkelerin sağlığa
erişmeyi en iyi bir biçimde temin etmesi gibi, doğru ve yanlışla ilgili ilkeler de
etik amaçlara ulaşmayı en iyi biçimde mümkün kılan bilgiyi temsil eder. Buna
göre en temel görev belli amaçlara ulaşmak olup, doğru ve yanlışla ilgili ilkeler,
bu yöndeki çabaları düzene sokar. Bu görüşe göre, ilkeleri meşrulaştıran şey,
onların hizmet ettikleri amaçların doğru amaçlar olmaları ve buyurdukları
eylemlerin söz konusu amaçlara erişmenin en iyi yollarına tekabül etmeleridir
(Cevizci, 2005: 647).
Teleolojist, genel olarak ahlaki eylemleri, topluma sağladığı yararlara göre
değerlendirir. İnsanın neden ahlaka ihtiyaç duyduğu sorusu, etik alanında
cevaplandırılması gereken en temel sorudur ve bu sorunun cevabı değer
kavramıyla yakından ilişkilidir.
4.2. Ahlakın Teorisi: Deontoloji
Genel bir ifade ile ahlak, iyiliğe varılması için insanın uymaya kendini
mecbur hissettiği manevi ve ruhi görevler ve bunlara ilişkin kurallar biçiminde
tanımlanabilir. Ahlak kurallarından bazıları nispi niteliktedir, zamana ve yere
göre değişebilir. Bazı ahlak kurallarının bu değişebilen kapsamı yanında,
ahlakın kendisi ve özü değişmez niteliktedir. Bu da ahlakın “iyiliğe” yönelen
konu ve amacıdır (İmre, 1980: 18).
Deontolojik teori Immanuel Kant’ın ahlak teorisi olarak bilinmektedir.
Teleolojik teorilerin aksine deontolojik teoriler, eylemlerin sonuçlarını ele
almamakta, etik açıdan eylemin kendisini değerlendirmektedir (Gök, 2009:
130). Deontolojik yaklaşım, değerlerin hayata geçirilmesini gözeten bir
anlayışıdır.
Ödev, ilke, irade, yükümlülük, yasa ve kural gibi kavramlar deontolojik
yaklaşımın anahtar kavramlarıdır.
Deontolojik yaklaşıma göre ahlaki ilkeler ve değerler kamu görevlisine
kazandırılmışsa; birey karar verirken bunlara dayalı olarak karar verecektir.
Kısacası deontolojik teoriler kamu yönetimi açısından, bir meslek üyelerinin
uyması gereken kuralların tümü olarak algılanabilir. Söz konusu bu teori, bir
eylemin ahlaksal değerini, sonucuna göre değil eylemin arkasındaki niyete bağlı
olduğunu öne sürmektedir.
Deontolojist açısından bakıldığında, doğru olan eylem, iyi olan eylemden
bağımsızdır; oysa teleolojist açısından bakıldığında doğru olan eylem, iyiliği
maksimize ediyorsa iyi bir eylemdir. Deontolojist, ahlaki davranışı, haklı
nedenlerine dayalı olarak değerlendirirken; teleolojist ahlaki davranışı
sonuçlarına göre yargılar.
5. TEORİLERİN KAMU YÖNETİMİNE UYGULANABİLİRLİĞİ
Bu teorilere kamu yönetimi açısından bakılacak olursa; kamu görevlileri,
özel amaçlarının yanında etik amaçlara da sahiptirler. Bu etik amaçlara
ulaşabilmek için de ahlaki yükümlülüklerini yerine getirmek zorundadırlar. Söz
konusu olan etik amaçlar evrensel; ahlaki yükümlülükler ise bireyseldir ve
değişebilir.
İnsanoğlu bir canlı olarak fizik dünyada; fakat bir insan olarak metafizik
dünyada yaşar. İnsanın içinde yaşadığı bu metafizik dünya ahlak ve değerler
dünyasıdır. İşte gerek değerler dünyası, gerek ahlaki yargılar, dolayısıyla da
Kuramdan Uygulamaya Kamu Yönetiminde Etik ve Ahlâk
45
metafizik dünya, nesnelerin dışında insanla var olan, insana özgü bir dünyadır
veya kısaca insanın kendisidir (Ural, 2004: 46).
Gerek değerlerin gerekse ahlaki yargıların ifade ettiği bilgilerin, hem
toplumsal hem de bireysel dayanaklarından söz edilebilir. Bir toplumun
kültürü, tarihi, sosyal ve ekonomik özellikleri, din ve diğer etkenler, ahlak
yargılarını biçimlendirirler. Bu özellik onların toplumsal yönünü oluşturur. Öte
yandan yine her ikisi için de bireysel bir boyuttan söz etmek mümkündür (Ural,
2004: 47). Bu bağlamda değerler ve ahlaki yargılar kamu görevlilerinin
görevlerini yürütürken başvurdukları en önemli dayanaklarıdır.
Kamu kesiminde görevini yapan bürokratlar, görevlerini yaparlarken
çeşitli kararlar almak ve bu kararları uygulamaya koymak durumundadırlar.
Kuşkusuz bu kararların alınma ve uygulanma aşamalarında iki temel etken rol
oynamaktadır. Bunlardan biri yasalar, diğeri ise kişisel değerlerdir. Yasalar,
kamu görevlilerinin davranışlarını dışsal olarak belirlemekte ve denetlemekte
iken; kişisel değerler, davranışı içsel olarak yönetmekte ve denetlemektedir.
Davranışların dıştan belirlenmesinde rol oynayan yasalar ve kurallar, kamu
görevlilerini kamu yararı doğrultusunda eylemde bulunmaya zorlamaktadır
(Özdemir, 2008: 182). İş dünyasında yasal düzenlemelerin yetersiz olduğu
durumlarda ahlaki normlar çalışanların davranışlarını düzenler ve yönlendirir.
Kamu görevlisinin alacağı kararların kişisel değerlere dayalı olduğu
unutulmamalıdır. Bu anlamda çalışma ahlakı, kişinin herhangi bir mesleği icra
ederken göz önünde bulundurması ve içselleştirmesi gerekli kural, tutum ve
davranışları içerir.
En temel anlamda kamu çalışanlarından, görevlerine uygun olarak karar
almaları ve bunları kamu yararını gözeterek uygulamaları beklenmektedir. Bu
beklenti içerisinde kamu çalışanları açısından birçok açmaz ve ikilemler ortaya
çıkabilmekte ve bu ikilemler karar alımını etkileyebilmektedir. Böylesi
durumlarda kendilerine etik amaç ve ahlaki yükümlülük rehberlik eder. Bu
anlamda çalışma ahlakı, kişinin herhangi bir mesleği icra ederken göz önünde
bulundurması ve içselleştirmesi gerekli kural, tutum ve davranışları içerir.
Kamu sektörü etiği, kamu sektörünün normları ve değerleri olarak kabul
edilebilir. Bu normların ahlaki boyutu, bir davranışın iyi veya kötü; doğru veya
yanlış sayılmasıdır.
Kamu etiği olarak adlandırılan disiplinin konuları etik bilgi olmaksızın
açıklanamaz. Eğer, insanın neden ahlaklı bir kişi olması gerektiği ya da doğru
eylemin ne olduğu sorusu bilgisel olarak açıklanamazsa, kamu görevlisinin
neden rüşvet almaması gerektiği de en azından bilgisel olarak açıklanamaz.
Deontolojik ve teleolojik yaklaşımları örneklendirmek gerekirse, bir kamu
görevlisinin, verilen emirleri yerine getirmesi ve kurallara uyması deontolojik
olarak ahlakidir. Deontolojik yaklaşımda eylem ve kararlar iyi niyet, değer,
ödev ve sorumluluk gibi temel ahlaki ilkelere dayandırılır. Yine bir kamu
görevlisi, düşünceleri ile en yüksek iyi sonuçlara ulaşmayı amaçlamışsa,
teleolojik olarak bu istemi etik amaçlıdır denilebilir. Teleolojik yaklaşımda
bireyin karar ve eylemleri, sonucuna, başarısına ve faydasına göre
değerlendirilmektedir. Kamu etiği yazınında egemen olan ilkeler, normlar ya da
kodlar her iki yaklaşımın bir sentezi olarak görülebilir.
Kamu görevlisi, ödevi olduğu için işlerini yürütüyorsa bu ödeve uygun
eylemde bulunuyor demek olur ve bu da ahlaki bir eylem olur. Ama bu kamu
görevini yürütürken aldığı ücretin dışında da bazı çıkarlar sağlamak amacıyla
Aydın USTA
46
işleri yürütüyorsa, onu bir başka amaç için, bir fayda için yapmış olur ki o
zaman bu çalışma eylemi ahlaki bir nitelik taşımaz.
Kamu görevlisinin, etkililiği sağlamaya yönelik rolü ile ahlaki rolü arasında
tam bir uygunluk vardır denilebilir. Her ikisi de kurallara ve kuralları
yorumlama yetkisine sahip amirlere itaat etmeyi gerektirir. Dolayısıyla kamu
görevlileri açısından bireysel ahlaki tercih, kurallara uymak veyahut onları ihlal
etmektir. Bu mantığa göre, kurallara uyan ve amirlerine itaat eden bürokratlar
ahlaklı davranmış olur; kurallara uymayan ve itaat etmeyenlerse ahlakdışı
davranmış olurlar (Demirci, 2007: 207). Ahlaki yükümlülük, hukuksal
konulardan daha çok, çalışma yaşamındaki ilişkiler, sorumluluklar, doğru olan
ve olmayan kararlar, doğru ve yanlış davranışlar ile ilişkilidir.
Aslında bir toplumun genel ilkeleri, bireyin ise değer yargıları
bulunmaktadır. Bireyin değer yargıları toplumun genel ilkelerine yaklaştıkça
davranışın ahlaki değerliliği de artmaktadır. Örneğin; “Kurumumda bir görev
adamı olmam gerekir.”; “Kurumumun çalışma saatlerine uymam gerekir.” gibi
yargılar birer ödev yargısıdır. “İyi personel sahtekârlık yapmaz; rüşvet yemez.”
gibi yargılar ise birer değer yargısıdır. Çünkü deontolojik yaklaşıma göre, kamu
hizmeti doğru olanı yapma, yanlış olanı yapmama yükümlülüğünü
içermektedir.
Burada şu sorunun yanıtı önemlidir: Bir kamu görevlisinin etiksel
düşünmesi ve ahlaki olarak davranması kendisine nasıl kazandırılabilir?
Kuşkusuz böyle bir soruya yanıt verebilmek için, bireyi ve bireyin içinde yer
aldığı toplumun dinamiklerini tanımak gerekmektedir. Özellikle kamu
görevlisinin kişiliği, etiksel düşün ve ahlaki ödevin belirleyicisidir. Etik
düşüncenin ve ahlaki ödevlerin kamu görevlisine kazandırılmasında öncelikle
etik eğitiminin önemi büyüktür.
İnsan doğası gereği duygu, düşünce ve becerisini geliştirme, değiştirme
yeteneğine sahip biyo-psiko-sosyal bir varlıktır. Ancak içinde yaşadığı
toplumun bu gelişim ve değişikliği sağlayacak araçlara sahip olması
gerekmektedir. Çünkü insan toplumdan aldığı etkilerle ahlaki bilincini geliştirir
iyilik ve kötülüğü ayırt etme gücüne sahip olabilir.
Toplumsal gelişim sürecinde iyi hareketlerin örnek olarak gösterilmesi ve
takdir edilmesi, kötülüklerin de neden olacağı zararların anlatılması ve
örnekler gösterilmesi ahlaki gelişimin başlıca araç rolünü oynar.
Etik amaca ilk düşen iş, “mutlak iyi nedir?” sorusuna yanıt bulmaktır. Sonra
da bunu esas alarak kamu örgütlerinde, görevlilerin izlemeleri gereken
eylemleri ortaya koymaktır. Bu ilkelere göre görevini yürüten bir memur, iş
yaşamında ve özel yaşamında mutlu olacaktır. Çünkü görevini layıkıyla yerine
getiren bir çalışanın kendine özgüveni ve değerliliği artacaktır. Buradaki kamu
görevlisinin aynı zamanda temel amacı, toplum için en yüksek iyiyi sağlamak
olmalıdır.
Teleolojik yaklaşım ilkelerine göre, ilk olarak bir eylemin hem iyi hem de
kötü sonuçları hesap edilir. İkinci olarak, iyi sonuçların toplamının kötü
sonuçların toplamından daha ağır gelip gelmediği belirlenmelidir. Eğer iyi
sonuçlar daha fazlaysa o zaman bu eylemi yapmak ahlaken daha doğrudur.
Eğer kötü sonuçlar daha fazlaysa, o zaman bu eylem ahlaken doğru değildir
(Yaran, 2010: 41).
Bugün etik kuramının anlamını bilmek, ahlaki yükümlülüklerin
dayanaklarını, halk yığınlarının çeşitli sorunlarla ilişkisini; ekonomik, toplumsal
Kuramdan Uygulamaya Kamu Yönetiminde Etik ve Ahlâk
47
ve politik gelişmenin ulaşmak istediği amaçları bilmek demektir. Etik kuram,
ahlaki gelişme rehberlik etmektedir. Bir toplumdaki ahlaki bozulmaların,
yönetim kadrosunu da etkileyeceği düşünülürse; etiğin önemi burada çok daha
iyi anlaşılmaktadır.
Kamu görevlisi bazen görevini sürdürürken kendi vicdanı ile veya belirli
ahlaki normlara karşı olarak bir iç çatışma yaşayabilir. Böylesi durumlarda
kuşkusuz insan aklı ve duyguları devreye girecektir. İnsanın duygu ve
düşünceden hareketle kendi vicdanına bağlı olarak görevini sürdürmesi
gerekmektedir. Bu noktada davranış belirleyicisi olarak akıl, duygu ve vicdan
etkendir denilebilir. Bu çeşitli açmazlardaki ortak yan, bu açmaz ya da
uyuşmazlıkların herhangi bir kamusal otorite ya da erk tarafından her bir
durum için genel bağlayıcı nitelikte çözümlenemeyip; söz konusu kamu
görevlisinin kendi sorumluluğuyla karar vermesiyle halledilmesidir.
Deontolojik yaklaşıma göre, kurumlardaki ahlaki uygulamalar, hem kurum
içi hem de kurum dışı tarafları ilgilendirir ve etkiler. Kurumlar, çalışanlarıyla
birlikte vatandaşlara hizmet sunmakla yükümlüdürler. Kurumlar bir taraftan
kendi çıkarlarını korumaya ve çalışanlarına sağlayacakları faydaları artırmaya
çalışırken diğer taraftan ürün ve hizmet yoluyla vatandaşlara en büyük faydayı
sağlama çabası içindedirler (Turgut, 2007: 226).
Bireyin değerlere sahip olmasına karşılık; toplum da kültüre sahiptir.
Ahlaksal davranış her zaman kültürün etkisi altındadır. Bir davranışın kabul
edilebilir ölçütlerini, toplumsal yükümlülükleri toplumsal kültür belirler.
Ahlaksal davranış aynı zamanda içinde bulunulan çağın da etkisi altındadır. Bu
nedenle ahlaksal davranışın durumsal olduğu söylenebilir (Steinberg ve
Austern, 1995: 141). Birey ahlaksal kararları belli bir durumun ya da benzer
koşulların sınırları içerisinde verir. Bireyin ne yapacağı konusundaki kararı
büyük ölçüde ne öğrendiğine ve deneyimlerine bağlıdır.
6. SONUÇ
Bu çalışmada, teori, amaç ve süreç yönünden birbirinden farklı olan
meslek etiği ve çalışma ahlakı gibi önemli iki disiplin açıklanmaya çalışılmıştır.
Bu açıklamalara dayalı olarak, çalışmanın genel amacı, bir düşünce biçimi olan
etik disiplininin ve ahlaki davranışların kamusal hizmet üretimindeki
yararlılıklarını ortaya koymaktı.
Yapılan açıklamalardan görülmektedir ki, kamusal bir örgütün başarısı
üzerinde meslek etiği ve çalışma ahlakının önemli derecede payı
bulunmaktadır. Çalışma ahlakına sahip olup olmamak, kişilik özelliği olduğu
kadar, aynı zamanda kültürel bir olgudur. Toplumda çalışma ahlakının
güçlendirilmesi, bu konuda sürekli bir eğitim çabasını gerektirir. Çalışma
ahlakının yüksek olduğu kültürlerde etkililik ve verimlilik daha yüksektir.
Kurumsal açıdan bakıldığında bir işyerinde ahlak dışı uygulamaların
olması o işyerindeki diğer çalışanların düşüncelerini etkilemekte ve dolayısıyla
etkililik ve verimlilik açısından kurum zarar görmektedir. Etik disiplini
açısından bakıldığında ahlaki davranışlar çalışanların kendilerini iyi
hissetmelerini sağlamakta personelin benlik değeri ve öz güvenleri
artmaktadır. Ahlaklı insanların çalıştıkları iş yerinde uyum ve düzen vardır. Bu
uyum ve düzen ise kurumu başarıdan başarıya taşımaktadır.
Aydın USTA
48
Etik ve ahlak teorilerinin kamu yönetimine uygulanabilirliği açısından
şunlar söylenebilir: Etik disiplini düşünebilmeyi sağlamakta, bu düşünce süreci
kamu görevlilerinin davranışlarına olumlu olarak yansımakta; böylece
kurumsal olarak etkililik, verimlilik artmaktadır.
Vatandaşlar, kamu görevlilerinin kamu kaynaklarını uygun biçimde
yönetmelerini, tarafsız olarak hizmet vermelerini, iyi davranış sergilemelerini
ve yararlı politikalar üretmelerini beklemektedirler. Vatandaşların bu
beklentilerinin karşılanması durumunda, toplumda normlara ve değerlere karşı
saygı artar; işlenen suçlar ve ahlak dışı davranışları azalır. Bu bağlamda kamu
sektöründe etik altyapısının oluşturulması için, denetim, şeffaflık, yönlendirme
ve iyi yönetim yarar sağlar. Bu değerlendirmelerin yanında şu düzenlemeler
yararlı olabilir:
 Kamu görevlisinin işe alımında keyfilik olmamalı,
 Bağımsız jüri personel seçimini yapmalı,
 Seçimde tek kıstas, adayın yeterliliği ve değerleri olmalı.
 Kurum içi yükselmelerde adil davranılmalı,
 İşten çıkarmalarda keyfi davranılmamalı,
 İş ile ücret arasında tutarlılık sağlanmalı,
 Verilen cezada nesnellik olmalıdır.
Sonuç olarak denilebilir ki; insan öğesi her kurum için en önemli unsurdur
ve insan eğitimine yönelik her tür düzenleme kurumsal etkililik açısından
yararlıdır. Bu düzenlemelerin başında da etik ve ahlak eğitimi gelmektedir. Bu
nedenle kurumlarda ahlâk ve etik eğitiminin verilmesi ise bu çalışmanın başat
önerisidir denilebilir.
Kuramdan Uygulamaya Kamu Yönetiminde Etik ve Ahlâk
49
KAYNAKÇA
Akarsu, Bedia (1984), Felsefe Terimleri Sözlüğü, Savaş Yayınları, Ankara.
CNFPT, (2009), Ethique et Service Public, Delegation Premiere Couronne Centre de
Resources Documentaires.
Cevizci, Ahmet (2005), Felsefe Sözlüğü, Paradigma Yayınları, İstanbul.
Ceylan, Yasin (2004), “Din ve Ahlak”, Doğu Batı, Sayı:4, ss. 79-86.
Comte-Sponvılle, Andre (2006), Felsefeyi Takdimimdir, Altın Kitaplar Yayınevi, İstanbul.
Demirci, Mustafa (2007), “Kamu Yönetimi Etiğinin Normatif Temelleri”, Kamu Yönetimi
Yazıları, (Ed.) Bilal Eryılmaz; Musa Eken ve Mustafa Lütfi Şen, Nobel Yayın
Dağıtım, Ankara: ss. 200-220.
Gök, Sibel (2009), “İş Etiği”, (Ed. Tınaz, P), Çalışma Yaşamından Örnek Olaylar, Beta,
İstanbul.
İmre, Zahit (1980), Medeni Hukuka Giriş, Fakülteler Matbaası, İstanbul. Özdemir, Murat
(2008), “Kamu Yönetiminde Etik”, ZKÜ Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 4, Sayı 7, 2008,
s. 179-195. http://iibf.karaelmas.edu.tr/sbd/ makaleler/1303-
9245/200804007177193. Pdf. (23.05.2010).
Pazarlı, Osman (1980), İslam’da Ahlak, Remzi Kitapevi, İstanbul.
Pieper, Annemarie (1999), Etiğe Giriş, (Çev.Veysel Atayman, Gönül Sezer), Ayrıntı
Yayınları, İstanbul.
Ricoeur, Paul (2010), Başkası Olarak Kendisi, (Çev.), Hakkı Ünler, Doğubatı.
Selsam, Howard (1995), Etik Yeni Değerler ve Özgürlük (Çev. Yüksel Demirekler), Yaba
Yayınları, Ankara.
Steınberg, Sheldon S. and Austern, David T. (1995), Hükümet Ahlak ve Yöneticiler, (Çev.)
Turgay Ergun, TODAİE Yayını, Ankara.
Takış, Taşkın (2004), “Etik”, Doğu Batı, Sayı: 4, ss. 7-8.
Turgut, Tülay (2007), “Kurumlarda Ahlaka Aykırı Davranışlar ve Saldırganlık”, Suna
Tevrüz (Ed.) İş Hayatında Etik, Beta, İstanbul.
Ural, Şafak (2004), “Epistemolojik Açıdan Değerler ve Ahlak”, Doğu Batı, Sayı: 4, ss. 45-
53.
Tunalı, İsmail (2009), Felsefeye Giriş, Altın Kitaplar Yayınevi, İstanbul.
Uyanık, Mevlüt (2003), Felsefi Düşünceye Çağrı, Elis Yayınları, Ankara.
Yaran, Cafer Sadık (2010), Ahlak ve Etik, Rağbet Yayınları, İstanbul.
Yılmaz, İlkay, “Ayn Rand”, http:// yilmaz.mersin.edu.tr. (25.08.2011).
Aydın USTA
50

Hakkında Abdullah Çavuş

Check Also

GENELGE: Başbakan ve Bakanların Uğurlanma ve Karşılanmaları, Seyahatler ve Hediye Uygulaması

Başbakan ve Bakanların Uğurlanma ve Karşılanmaları, Seyahatler ve Hediye Uygulaması hakkında Başbakanlık genelgesi (2005 16)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×