Anasayfa / Manşet / KAMU, KAMUSAL ALAN, KAMU KURUMU, KAMU HİZMETİ, KAMU HİZMETİ YAYINCILIĞI KAVRAMLARI – Abdullah ÇAVUŞ/TRT Strateji Uzmanı

KAMU, KAMUSAL ALAN, KAMU KURUMU, KAMU HİZMETİ, KAMU HİZMETİ YAYINCILIĞI KAVRAMLARI – Abdullah ÇAVUŞ/TRT Strateji Uzmanı

KAMU, KAMUSAL ALAN, KAMU KURUMU, KAMU HİZMETİ, KAMU HİZMETİ YAYINCILIĞI KAVRAMLARI – Abdullah ÇAVUŞ/TRT Strateji Uzmanı

Radyo ve televizyon yayıncılığı, toplumsal bir sanattır. Esas olarak etkisinde ve amacında kamu vardır. Bireysel olarak kullanılabilir, fakat hiç bir zaman tek başına bireysel bir işlem değildir. Radyoyu veya televizyonu açmak, kamusal bir alana girmektir ve olan bitenden etkilenmek ve olan bitenin farkında olmaktır.

Radyoyu veya televizyonu açmak, kamusal bir alana girmektir ve olan bitenden etkilenmek ve olan bitenin farkında olmaktır. Paylaşılan bu yaşanmışlık, sosyal sermaye olarak da adlandırılabileceğimiz kamusal bir değer olarak ortaya çıkar. Çünkü radyo ve televizyon yayınları, sadece dünya hakkındaki gerçekleri ve görüntüleri temin etmekle kalmaz, aynı zamanda bireylere, hem içinde bulunduğu toplum ile olan ilişkilerinde kendisini, hem de yakın çevresi dışında kalan dünyayı değerlendirmesine yardımcı olacak bir dizi duygu ve düşünceyi de taşır.

Bu girişten hareketle bu çalışmamızda kamu hizmeti yayıncılığı kavramından önce kamu, kamusal alan, kamu hizmeti kavramları konusunda bilgi verilmeye çalışılacaktır.

KAMU sözcüğü bir ülkedeki halkın bütününü yani orada yaşayan insanların tümünü ifade etmektedir.

Yabancı dillerde karşılığı “public” olan kamu sözcüğü, en yalın anlamıyla; genel, herkes, umumi, açık, halka ait, ortak müşterek anlamına gelmektedir.

Kamu, toplumu ifade etmekte ve herkesin denetimine açık anlamını içermektedir.

Ancak gündelik konuşmada kamu sözcüğü geçtiği zaman aklımıza hemen devlet ve devlete ait kavramlar gelir. Günlük konuşmada genellikle “kamu” ile “devlet” kavramlarının aynı anlamda kullanıldığı görülür.

KAMU KURUMU bir diğer değiş ile devlet kurumu; devletin bütün olarak idaresinden ve işleyişinden sorumlu olan birimlere verilen genel addır. Oldukça fazla kamu kurumu farklı hizmetler için örgütlenmiş ve halka hizmet vermeye devam etmektedir. Birçok kurumun özel şekilde ya da bireysel olarak kurulabilmektedir ancak kamu kuruluşu; bakanlıkların ya da hükümetin izni ile kurulmaktadır.

KAMUSAL ALAN kavramı “bireylerin toplumsal çerçevelerinde herhangi bir sınırlama olmaksızın kendi düşüncelerini özgürce açıklayıp yayımlama hakkına sahip olarak hemen herkesi ilgilendiren sorunlar hakkında birbirleriyle etkileşimde bulunabilmelerini ifade etmektedir.”

Kamusal alan, modern toplum kuramlarında, toplumun ortak yararını belirlemeye ve gerçekleştirmeye yönelik düşünce, söylem ve eylemlerin üretildiği ve geliştirildiği ortak toplumsal etkinlik alanına işaret etmek için kullanılan kavramdır.

Kamusal alanın en önemli niteliği tüm vatandaşlara açık olmasıdır.

KAMU HİZMETİ kavramı ise; toplumda ortak ve genel bir ihtiyacın doğması, bu ihtiyacın süreklilik taşıması, her gün yenilenmesi ve tatmin edilmemesi halinde de toplumda bir huzursuzluk doğacağı, dirlik ve birliğin bozulacağı varsayımından hareketle, devletin ya o zamana kadar var olan ya da bu iş için özel yasayla kurulacak bir idare aracılığıyla kamu hizmeti dediğimiz bir etkinliğe girişmesi şeklinde tanımlanmaktadır.

Toplumsal ihtiyaçların duyulduğu her alan, (sağlıktan eğitime, ekonomiden haberleşmeye kadar pek çok faaliyet) kamu hizmetinin konusuna girmektedir.

Kamu hizmeti kavramı idare hukukundan, kamu maliyesine kadar birçok sosyal bilim alanında karşımıza çıkmaktadır. Ancak kamu hizmeti kavramıyla en çok ilgilenen ilim dalı idare hukuku muştur. Zira kamu hizmeti kavramı bu bilim dalının hem temel hem de en çok tartışılan konularından birisidir. İdare Hukuku’nda kamu hizmeti çok genel olarak “toplum için önem kazanmış olan ortak ve genel bir ihtiyacın tatminine yönelik olarak kamu tüzel kişileri veya onların denetimi altında özel kişilerce yürütülen bir faaliyettir” şeklinde tanılanmaktadır.

Kamu hizmetinin amacı, kamunun çıkarını korumak ve kamu yararını sağlamaktadır. Kısacası kamu hizmeti, devletin ve diğer kamu kuruluşları tarafından doğrudan doğruya veya bir kamu kuruluşunun sıkı gözetimi, denetimi ve sorumluluğu altında toplum ihtiyacını karşılamak amacıyla yapılan faaliyetleri kapsamaktadır.

Televizyon yayıncılığı alanında ise, kamu hizmeti kavramının ayrı bir önemi bulunmaktadır çünkü 1980 yılana kadar televizyon yayınları, sadece radyo dalgaları ile gerçekleştirilmiştir. Yapılan düzenlemelere rağmen hala kısıtlı olan bu kaynak, gerçekte kamunun malıdır. Dolayısıyla, birçok yazarın da önemle vurguladığı gibi, televizyon iletilerinin aktarılmasından kamunun malının kullanılması, doğal olarak verilen hizmetin de niteliğini belirlemektedir.

Kullanılan kaynak gerçekte kamunun malı olduğuna göre, verilecek hizmet de kamu yararını amaçlamalıdır.

Bu bağlamda televizyon programları;

a- eğitim, bilgi ve kültür kaynağı olmanın yanı sıra,

b-Bireylere “kendi deneyimlerini yeniden yorumlamalarını” ,

c- Farklı dünya görüşlerini tanımalarını,

d- Egemen kültürün varsayım ve fikirlerini sorgulamalarını,

e-Sivil toplum örgütlerinin canlandırılmasını,

f- Çatışan çıkarlar arasında anlaşma ve uzlaşma yoluyla toplumun ortak hedeflerinin gerçekleşmesini sağlayacak,

g- Zıt görüşlerin yüksek bir sesle tartışıldığı kamusal bir platform sunmalıdır.

Günümüzde kitle iletişim araçları arasında radyo ve televizyon yayınları, toplumu etkileyen önemli bir rol üstlenmektedirler. Dolayısıyla bu iletişim araçlarının, özellikle de televizyonun kamu yararı için kullanılması amacıyla tüm dünyada belli koşullar öngörülmüştür. Bu çerçevede, dünyanın çeşitli ülkelerinde kamu hizmeti yayıncılığı yapan örgütler kurulmuş ve hiçbir zaman tamamen devlet denetimi dışında kalmadan, çeşitli şekillerde işleyişlerini sürdürmüşlerdir.

KAMU HİZMETİ YAYINCILIĞI kavramının tanımı ve nitelikleri konusunda ilk çalışmalar İngiliz yayın Kurumu BBC kuruluş yıllarına dayanır.

Bu kavramı BBC’nin ilk Genel Müdürü John Reith ortaya atmıştır.

John Reith’e göre Kamu Hizmeti Yayıncılığı, “Halk için yapılan, halk tarafından finanse edilen ve halk tarafından kontrol edilen” yayıncılıktır.

UNESCO tarafından 2001 yılında yayınlanmış olan “Dünya radyo ve Televizyon Kurulu Raporunda” Kamu Hizmeti Yayıncılığı ile ilgili olarak aşağıdaki şekilde tanımlama yapılmıştır.

Ne ticari ne de devlet kontrolünde olmaksızın kamu hizmeti yayıncılığın tek varoluş nedeni kamu hizmetidir. Kamu hizmeti yayıncısı halkın yayıncılık kuruluşudur. Her bireye bir vatandaş olarak hitap eder. Kamu yayıncıları toplumsal yaşamın bir parçası olmayı ve aktif olarak rol almayı özendirir. Bilgiyi yeşertir, ufukları genişletir ve bireylerin dünyayı ve diğerlerini daha iyi anlayarak kendilerini de daha iyi anlamasına imkan verir

Kamu hizmeti yayıncılığı, kamusal meşruiyetini hem mevcut siyasal iktidardan, hem de ticari çıkarlardan bağımsız yayın politikası sürdürmekten alan, eğitimden bilgiye ve eğlenceye çok geniş türde en üst kalitede programların en geniş coğrafi yayılımı kapsayacak ve olası en geniş izler kitleye ulaşacak şekilde yayınlanması olarak tanımlanabilir.

Bize göre Kamu Hizmeti yayıncılığı ise;

Toplumsal, Milli, Manevi kültürün oluşması, korunması ve gelecek nesillere aktarılması hususunda herhangi bir baskı grubunun etkisinde kalmaksızın tarafsızlık ve bağımsızlık çerçevesinde belirlenmiş olan Milli yayın ilkeleri doğrultusunda yayın yapan ve öncelikle bilgilendirmeyi, eğitmeyi ve son olarak eğitmeyi amaç edinen bu nedenle kar amacı gütmeyen ve aynı nedenle reklam verenlere bel bağlamayanyayıncılık türüdür.

Kamu Hizmeti Yayıncılığının Nitelikleri aşağıdaki gibidir.

a-Kamu yayın kurumunun hedef kitlesi bütün ülke nüfusudur. Bütün nüfus, teknik olarak erişimi ve toplumdaki bütün grup ve katmanları kapsar.

b-Kamu yayın kurumları toplumdaki tüm grupların farklı gereksinimlerini karşılayacak şekilde yayın yapmak zorundadır.

c-Kamu Hizmeti Yayıncılığı, sırasıyla bilgilendirmeyi, eğitmeyi ve eğlendirmeyi amaç edinmiştir.

d-Kamu yayın kurumu bulunduğu ülkenin coğrafi olarak tümünü kapsamak ve ülkenin tüm yurttaşlarına yayın hizmeti götürmek sorumluluğuna sahiptir.

e-Ticari yayın kurumları ise reklam verenlerin ilgisini çeken potansiyel tüketici olan izleyici gruplarına yayın götürmeyi amaçlamaktadır. Ya da başka bir tanımla ticari yayın kuruluşları izleyiciyi reklam verenlere pazarlamayı amaç edinmektedir.

f-Kamu yayın kurumları hükümet, siyasi parti ya da diğer güç odakları ve çıkar grupları için değil, halka hizmet için vardır.

g-Kamu hizmeti yayıncılığında kalite, yüksek izlenme oranlarını/paylarını değil hedeflenen kitlenin gereksinimlerinin karşılanıp karşılanmadığını ifade eder.

h-İzleyici ve dinleyicinin özellikle çocukların korunması kamu yayın kurumlarının temel ilkelerindendir.

ı-Kamu yayın kurumları, kültürel ortamın gelişmesini ve kuşaktan kuşağa kültürel geçişi sağlar.

Hakkında admin

Check Also

İŞ-KUR KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİ UYGULAMASI VE TALEP EDİLEN BELGELER (25.03.2020)

İŞ-KUR KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİ UYGULAMASI TALEP EDİLEN BELGELER (25.03.2020) 1-Kısa Çalışma Ödeneği Uygulaması Desteği Genel …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×