Anasayfa / TRT GELİRLERİ KANUNLARI / Makaleler / KAMU HİZMETİ YAYINCILIĞI TANIMI, FİNANSMANI VE  TRT TV/RADYO KANALLARI YAZAN: ABDULLAH ÇAVUŞ

KAMU HİZMETİ YAYINCILIĞI TANIMI, FİNANSMANI VE  TRT TV/RADYO KANALLARI YAZAN: ABDULLAH ÇAVUŞ

KAMU HİZMETİ YAYINCILIĞI TANIMI, FİNANSMANI VE  TRT TV/RADYO KANALLARI

YAZAN: ABDULLAH ÇAVUŞ

Kamu Hizmeti Yayıncılığı, “Halk için yapılan, halk tarafından finanse edilen ve halk tarafından kontrol edilen” yayıncılıktır. Bu tanım kamu yayın kuruluşları ile diğer (ticari-devlet) yayın kuruluşları arasındaki farkı da ortaya koymaktadır. Ülkemizde Kamu Hizmeti Yayıncılığı gibi önemli bir hizmeti yürüten Türkiye Radyo-Televizyon Kurumunun, yasalarla verilen görevleri nasıl ve ne ölçüde gerçekleştirebileceğini belirleyen en önemli faktör finansman konusudur. Bu görevlerin tarafsızlık, çoğulculuk ve ticari çıkarlara karşı kamu yararını kullanma gibi özellikleri ancak, mali özerklikle mümkündür.

Bilindiği üzere, Türkiye’nin kamu yayıncılığı yapmakla görevlendirilen tek yayın kuruluşu olan TRT, halkın geri bildirimine önem veren açık, dinamik, üretken ve en önemlisi cumhuriyet ilkelerine bağlı, tarafsız yayıncılığı hedef edinmiş olan ve ülkemizin tamamına yayın yapabilen Anayasamız ve 2954 sayılı TRT Kurumu yasası ile Kamu Hizmeti Yayıncısı olarak görevlendirilmiş olan bir kurumdur.

TRT Televizyon alanında ciddi açılımlar ve projeler üreterek yeni TV kanalları açmanın yanında radyoculuk ve internet medyası alnında yeni açılımlar ve kanallar açmış bulunmaktadır.

TRT tarafından özel sektörün kar amacı gütmesi nedeniyle ilgi göstermediği ancak toplumsal kültürün korunması ve oluşması amacıyla kamu hizmeti yayıncısı görev ve bilinciyle yaptığımız yayınların büyük bir çoğunluğunun ticari anlamda herhangi bir getirisi olmadığı gibi, bu yayınlar ulusal politikalar gereği yapılmakta ve çok büyük maliyetlerle gerçekleştirilmektedir.

Bu yayınların özel yayıncı kuruluşlar tarafından gerçekleştirilebilmesinin olanaksızlığı açıktır.

Öte yandan Kamu yayıncılığının ihtiyaç duyduğu finans kaynağının, bu hizmetin yürütülmesine en uygun yapı ve model içinde sağlanmasının devletlerin yükümlülüğü olduğu hususu, ülkemizin de katıldığı Avrupa Konseyi ve Avrupa Bakanlar Kurulu kararlarında önemle vurgulanmıştır.

Kurumumuzun kurucu üyeleri arasında yer aldığı Avrupa Yayın Birliği’nin (EBU) de bu konuda çeşitli rapor ve incelemeleri mevcuttur. Bu ortak yaklaşıma göre “kamu yayıncılığı hizmeti” kavramı kendine özgü bir kavram olup kamu yayıncılığı “bütün nüfus” için yapılan bir hizmettir. Kamu yayıncılığı yalnızca kamunun çıkarlarına hizmet eden, izleyicileri “tüketici” olarak değil, “vatandaş” olarak gören bir hizmet niteliği taşımaktadır.

Prag’da 7-8 Aralık 1994 tarihlerinde toplanan ve ülkemizin de katıldığı Avrupa Bakanlar Konferansı’nda “Kamu Yayıncılığının Geleceği” hakkında alınan 1 nolu kararda; kamu hizmeti yayıncılarının kamusal misyonlarını yerine getirebilmelerini garanti edebilmek için ihtiyaç duydukları istikrarlı ve güvenli finansal kaynağı sağlamaları konusunda, devletlerin yükümlülükleri vurgulanmıştır.

Daha sonra aynı konuda 11.09.1996 tarihli “Kamu Yayıncılığının Bağımsızlığının Garanti Edilmesi” hakkındaki 10 sayılı Tavsiye Kararı çıkarılmış olup kamu hizmeti yayıncılığının bağımsızlığı konusunda ilave ilkeler getirmiştir. Bu belge de, kamu yayın kuruşlarının kurumsal özerkliğinin ve yayın muhtevası yönünden bağımsızlığının garanti edilmesine duyulan ihtiyaca ışık tutmaktadır.

Karar özellikle ruhsat ücretleri ve devlet bütçesinden ödenecek pay gibi kaynakların garanti edilmesine özel bir önem vermektedir. Ruhsat ücretleri, kamu sübvansiyonları, reklam ve sponsor gelirleri, görsel-işitsel ürünlerin satışından elde edilen gelirler vb.) belirtilmiştir.

01.05.1999 tarihinde ise yeni Avrupa Topluluğu Antlaşmasının yürürlüğe girmesiyle üye ülkelerde bu anlaşmanın bir parçası haline gelen “Kamu Yayıncılığı Hakkındaki Amsterdam Protokolü” üye devletlerin kamu yayıncılığını tanımlayarak, gerekli finansal kaynağı sağlamakla yükümlü olduklarını bir kez daha teyit etmektedir.

Bilgilendir-Eğit-Eğlendir amacı üzerine gelişen kamu kurumu yayıncılığı, günümüzde acımasız rekabet koşullarında ciddi bir kaynak kıtlığı sorunu yaşamaktadır. Özellikle yayıncılığın özünde reklam gelirini birinci kaynak olarak düşünmek doğrudur. Ancak, yapılan iş kamu yayıncılığı olduğundan reklam gelirlerini birinci kaynak olarak düşünmek en tehlikeli düşünce tarzıdır. Çünkü kamu yayıncılığı ilkeleri gereği, programların niteliği üzerinde yoğunlaşır. Yüzde 1’lik izlenme payına sahip olan bir program yapılabileceği gibi, marjinal gruplar içinde programlar yapılabilir. Bu durum reklam gelirlerini düşürür. Reklam gelirleri için popülariteye kaçmak ise kuruluşu kamu yayıncılığı ilkelerinden uzaklaştırır. Dolayısıyla kamu yayıncılığının yapıldığı yerde reklam gelirlerinden ciddi boyutlarda bahsetmek ve bunları kaynak olarak göstermek Kurumlar için gelecek açısından potansiyel tehlikeyi beraberinde getirir.

Dünyadaki kamu yayıncılığı finans modellerine bakıldığında genelde reklam dışında kanunla garanti altına alınmış modellerin benimsendiği ve uygulandığı görülmektedir.

a) Yayın bedelleri; (Radyo-televizyon cihazlarından alınan ruhsat ücretleri, elektrik enerji payı, gelir vergisinden alınan pay gibi kamu yayıncılığında kullanılacak her tür ücret, vergi ve diğer kamusal yükümlülükler),

b) Genel Bütçe’den aktarılacak pay, fonlar, sübvansiyonlar,

c) Reklam/Sponsor gelirleri ve görsel-işitsel ürünlerin satışından elde edilecek diğer ticari gelirlere dayanmaktadır.

Kamu hizmeti yayıncılığının finansmanında hiçbir ülkede tek kaynağa dayanılmamakta, çoğunlukla karma bir finansman modeli uygulanmaktadır.

Yayın bedelleri, Avrupa’da karma gelir kaynakları içinde, kamu yayıncılığının amacına en uygun ve en ağırlıklı gelir kaynağı olarak kabul edilmektedir. Burada yayın bedeli kavramı ile ulusal mevzuattaki nitelendirmeye bakılmaksızın, izleyici/ dinleyiciden alınan doğrudan ve dolaylı, kısmen ya da tamamen kamu hizmeti yayıncılığının finansmanında kullanılan ve vergi niteliği taşıyan her türlü kamusal kaynağı ihtiva etmektedir.

Bu bedel;

  • Türkiye’de halen uygulandığı gibi, tüketilen elektrik enerjisi ücretinden alınan yüzde oranında bir pay;
  • Yunanistan’da olduğu gibi sınai kuruluşlar ve haneleri ayırmaksızın her elektrik sayacı başına tahakkuk ettirilen sabit bir bedel;
  • Makedonya’da olduğu gibi sınai kuruluşları kapsamayan, yalnızca hanelere ait sayaçlar üzerinden alınan sabit bir bedel;
  • Almanya, Fransa ve diğer bazı Avrupa Birliği üyesi ülkelerde olduğu gibi, radyo-televizyon cihazlarından her yıl alınan ruhsat ücreti şeklinde;
  • Polonya, Macaristan gibi ülkelerde telefon faturasına eklenen sabit bir ücret şeklinde;
  • Hollanda Parlamentosu’nun 1 Ocak 2000’de kabul ettiği yeni sistemdeki gibi, gelir vergisine eklenen özel bir kalemden tahsil edilmektedir.

Bunlar yayın bedelini toplamanın farklı yöntemleridir. Ortak özellikleri ise, “müşteri-satıcı” ilişkisi gibi gönüllülük esasına değil kamusal yükümlülüğe dayalı, vergi niteliğinde zorunlu ödemeler şeklinde belirlenmiştir.

Ülkemizde sıklık ile TRT’nin finans kaynakları ve özellikle TRT enerji payı konusunda tartışmalar yaşanmaktadır. Bu tartışmalarda ise TRT ile yabancı kamu yayın kurumları özellikle BBC karşılaştırılmaktadır.

EBU (Avrupa Yayın Birliği) verilerinden hareketle göre tarafımızdan yapılan aşağıdaki çalışmada, TRT’nin diğer ülkelere göre oldukça kıt kaynaklarla ve onlara göre çok daha düşük çalışan sayısı ile çalışmasına rağmen onlardan çok kanal (halen 15 TV kanalı) ile hizmetler verdiği görülmektedir.

TRT bugün yayınlarını 15 televizyon kanalının dışında, 6 ulusal, 6 bölgesel, 1 yerel, 2 uluslararası radyo kanalı, 30 dilde internet haberciliği ve TRT Radyo Televizyon Dergisi “Vizyon” ve radyo dergisi “Radyo Vizyon” ile sürdürmektedir.

Türkiye Radyo Televizyon Kurumu’nun yurt dışına yönelik radyo yayınları, Türkiye’nin Sesi tarafından gerçekleştirilmektedir.

Yayınlarını, kısa dalga vericileri, uydu ve internet üzerinden bütün dünyaya ulaştıran Türkiye’nin Sesi, geleneksel radyo yayıncılığını sürdürürken, yayıncılık dünyasını etkileyen hızlı teknolojik değişimlere de uzak kalmayarak, güçlü teknik alt yapısı ve 30 dilde zengin içerikli internet yayınıyla yenilenen web sitesini, kullanıcılarının hizmetine sunmaktadır.

20 Kasım 2008’de yayına başlayan trt-world.com üzerinden 30 dilde haber yayını ile bölge, dünya ve Türkiye gündemi internet takipçilerine ulaştırılmaktadır.

Çok dilde yayın yapan kuruluşlar arasında bulunan Voice of America (VOA) 49 dil, China Radio International (CRI) 45 dil, Voice of Russia (VOR) 33 dil, BBC 32 dil ile yayın yaparken, www.trt-world.com Deutsche Welle(DW) ile 5. sırayı paylaşmaktadır.

TRT-World’de, Almanca, Arapça, Arnavutça, Azerbaycan Türkçesi, Boşnakça, Bulgarca, Çince, Darice, Farsça, Fransızca, Gürcüce, Hırvatça, İngilizce, İspanyolca, İtalyanca, Kazakça, Kırgızca, Macarca, Makedonca, Özbekçe, Peştuca, Romence, Rusça, Sırpça, Tatarca, Türkmence, Urduca, Uygurca ve Yunanca yayın yer almaktadır.

Türkiye’nin bilgi toplumuna dönüştürülmesi hedefine katkı sağlamak amacıyla 1990 yılında teletekst yayınına başlayan Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu, kaliteli yayıncılık anlayışından ödün vermeden, Avrupa Yayın Kuruluşu EBU’nun teletekst yayıncılığı konusundaki teknik ve içerik biçim kriterlerini de dikkate alarak yayın yapmaktadır.

Teletekst yayınlarını televizyon kanalları üzerinden sürekli güncellenen ortalama 550 sayfa ile teletekst yayıncılığı ve haberciliği konusunda özel olarak eğitilmiş deneyimli bir ekip tarafından gerçekleştirilmektedir.

Teletekst sayfalarında; gerçek zamanlı İMKB hisse senetleri bilgilerinden, kamunun işçi taleplerine, eğitim sayfalarından, döviz kurlarına, güncel haberlerden (Türkiye, Dünya, Ekonomi, Spor, Sağlık, Kültür-Sanat haberleri), Türkiye’de gerçekleşen son deprem bilgilerine, şans oyunu sonuçlarından, Devlet İstatistik Enstitüsü verilerine, konsolosluk hizmetlerinden asker alma ve seferberlik işlemlerine, televizyon ve radyo yayın akışlarından TRT market bilgilerine kadar birçok bilgiye ulaşmak mümkün olmaktadır.

TRT tarafından özel sektörün kar amacı gütmesi nedeniyle ilgi göstermediği ancak toplumsal kültürün korunması ve oluşması amacıyla kamu hizmeti yayıncısı görev ve bilinciyle yaptığımız yayınların büyük bir çoğunluğunun ticari anlamda herhangi bir getirisi olmadığı gibi, bu yayınlar ulusal politikalar gereği yapılmakta ve çok büyük maliyetlerle gerçekleştirilmektedir.

Bu yayınların özel yayıncı kuruluşlar tarafından gerçekleştirilebilmesinin olanaksızlığı açıktır.

Kamu yayın kuruluşu olan TRT’nin kamu hizmeti niteliğinde yasalarla verilen görevleri nasıl ve ne ölçüde gerçekleştirebileceğini belirleyen en önemli faktörü finansmandır. Bu görevlerin tarafsızlık, çoğulculuk ve ticari çıkarlara karşı kamu yararını kollama gibi özellikleri ancak, mali özerklikle mümkündür.

Ortak özellikleri ise, “müşteri-satıcı” ilişkisi gibi gönüllülük esasına değil; kamusal yükümlülüğe dayalı, vergi niteliğinde zorunlu ödemeler olmalarıdır.

Bu açıklamalar doğrultusunda 3093 sayılı TRT Gelirleri Kanunu 15.12.1984 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

YAZAN: ABDULLAH ÇAVUŞ

TRT STRATEJİ UZMANI

Hakkında admin

Check Also

DİKKAT BAĞIMSIZ DENETİM  RAPOR FORMATINA UYMAMAKTAN DOLAYI FİRMALARA CEZA GELİYOR/ABDULLAH ÇAVUŞ(25.09.2020)

DİKKAT BAĞIMSIZ DENETİM  RAPOR FORMATINA UYMAMAKTAN DOLAYI FİRMALARA CEZA GELİYOR Abdullah ÇAVUŞ/Bağımsız Denetçiler Derneği Başkanı …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×