Anasayfa / Manşet / KADINA YÖNELİK ARTAN ŞİDDET VE TELEVİZYON DİZİLERİLERİNİN ETKİLERİ/Abdullah ÇAVUŞ/ Toplumsal Uzlaşma ve Uzlaştırmacılar Derneği Başkanı

KADINA YÖNELİK ARTAN ŞİDDET VE TELEVİZYON DİZİLERİLERİNİN ETKİLERİ/Abdullah ÇAVUŞ/ Toplumsal Uzlaşma ve Uzlaştırmacılar Derneği Başkanı

KADINA YÖNELİK ARTAN ŞİDDET VE TELEVİZYON DİZİLERİLERİNİN ETKİLERİ

Abdullah ÇAVUŞ/ Toplumsal Uzlaşma ve Uzlaştırmacılar Derneği Başkanı

 Ülkemizde son günlerde kadına ve çocuğa yönelik şiddet ile ilgili haberler her geçen gün artar hale gelmiş durumdadır. Özellikle Kırıkkale’de çocuğunun gözü önünde karısını öldüren CANİ BABA ve küçük çocuğun lütfen ölme anne diye yakarışları ve anneninde ölmek istemiyorum diye bağıran ÇIĞLIKLARI hepimizin içini sızlattı.

Bununla birlikte Kırıkkale de yaşanan bu elem verici olayın acısı bitmeden Gazianetep’ te yeni doğum yapmış anneyi hastanede yüzünden bıçaklayan baba haberiyle sarsıldık.

İnternet üzerinden kadına yönelik şiddet diye arama yapıldığında bir sürü daha habere rastlıyoruz.

Trabzon’da eşinden istediği bileziği alamayan adam, eşini dövdü, hakaret ve tehdit etti. Genç kadın polise sığındı.

Sivas’ta bir kadın avukat tartıştığı eşi tarafından darp edildi

Bir BABA’nın çocuğunun annesini çocuğunun gözü önünde öldürecek cinnet ortamına nasıl geldik?

Toplum olarak bunda suçumuz yokmu?

Devlet olarak alınacak önlemleri aldıkmı?

Sorular devam edip gidiyor.

Oysa İNANCIMIZDA ANA kavramına ve dolayısıyla KADINA yönelik onlarca tavsiye ve özendirme anlamında güzel sözler vardı.

ANNENE HİZMET ET; ÇÜNKÜ CENNET ANNELERİN AYAKLARI ALTINDADIR. Hz. Muhammed (sav.)

Peygamberimiz veda hutbesinde EY İNSANLAR KADINLAR SİZE ALLAHIN EMANETİDİR diye buyurmuştu.

Peki ne oldu bu topluma ki CİNNET HALİ yaşıyoruz?

Bu cinnet halinin yaşanmasında televizyonlardaki MAFYA VE ŞİDDET İÇERİKLİ dizilerin rolü varmıdır?

Günümüzde televizyon kanallarında oldukça fazla işlenen kadına yönelik şiddet içerikli diziler toplum tarafından rağbet gösterilmektedir.

Kitle iletişim araçlarında şiddetin sunumu günümüzde tartışılan konulardan birisidir. Medyada şiddet içeren haber olaylarına her gün rastlamak olanaklıdır.

Bunlar gözle görülür, örtük olmayan şiddet olaylarıdır. Bunun yanı sıra bir de izleyicilerin farkında olmadığı, örtük olarak sunulan şiddet vardır. Özellikle reklamlardan dizilere kadar birçok yayında kadına yönelik şiddet örtük olarak sunulmaktadır.

Böylece şiddet sıradanlaştırılmakta ve kadına yönelik şiddet normal bir davranış olarak sunulmaktadır.

Araştırmalar dizilerin en yaygın olarak tüketilen popüler kurmaca ürünler olduğunu göstermektedir.

Dolayısıyla izleyicilerin bu dizilerdeki karakterlerle özdeşleşmeleri ve onlar arasında rol modeller bulmaları dizileri daha da önemli kılmaktadır.

 Kadına yönelik şiddetin dizilerde sürekli işlenmesi sindirici etki yapabilmektedir.

Dizi filmlerde işlenen kadına yönelik şiddet içeriklerinin gerçek hayatta şiddete maruz kalan bir kadının travmasını etkileyebileceği ve travmanın yaratacağı olumsuz sonuçları daha da derinleştireceği bir gerçektir.

Günümüze Televizyon bir cazibe merkezi olarak hayatımızın başköşesine oturdu.

Yirmi dört saat yayın yapan kanallarla tam bir görüntü ve bilgi bulanıklığı yaşıyoruz.

Alışkanlıklarımız, konuşma biçimimiz, ilişkilerimiz televizyona endeksli hale geldi.

Kameralar pervasızca mahremiyetimizin en ücra köşelerine giriyorlar.

Şiddetin bütün türleriyle tanıştık.

Mafya dizileriyle İYİ MAFYA kavramı üzerinden şiddeti İÇSELLEŞTİRMEYE başladık.

Uyuşturucu satan kötü mafyaya karşı silah satan iyi mafya dizileri ÇUKUR ve EŞKİYA DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ isimli diziler hala televizyonlarımızda.

Kadına yönelik şiddet konusunda SEN ANLAT KARADENİZ isimli dizideki sahneler binlerce kişi tarafından RTÜK’e şikayet edildi.

Sabahları kadınlar içerikli TV proğramlarında özel hayatların tüm ülke halinde tartışıldığı ve mahremiyetin kalmadığına şahit olduk.

“Reality Show”larla kan ve acının da bir satış değeri olduğunu, reklam alabileceklerini öğrendik.

Sonuç olarak Televizyonlar duygularımızı, tepkilerimizi ve duyarlılıklarımızı törpülendi.

Televizyonda gösterilen şiddet; insanları nefret ve kinle doldurmaktadır. Yaşamın en önemli gerçeğini, ölümü insanlara eğlence olarak sunmaktadır.

Haberlerde, reklamlarda ve dizilerde şiddet canlandırılarak izleyicilere satılmaktadır.

Yoğun şiddet içerikli programlar nedeniyle duygularımız televizyonun hızına yetişemez olmuş ve şiddete karşı duyarsızlaşmaya başlamıştır.

Rastgele seçilen 8 diziden hareketle Milletvekili Gamze TAŞÇIER tarafından yapılan bir araştırma 8 dizide toplam 23 sahnede kadına yönelik şiddet uygulandığı tespit edilmiştir.

Bu sahnelerden 4’ü babanın kızına uyguladığı şiddet iken, çok sayıda sahnede erkeğin eşine yönelik şiddeti söz konusu olup, birçok sahnede de işkence ve eziyete uğrayan, tecavüz edilmeye çalışılan, sandalyelere bağlanılan ve kafasına silah dayanan kadınların bulunduğu sahneler vardır.

30 sahnede genel şiddet bulunmaktadır. Bu sahneler içerisinde boğma, tokat atma, sopalarla dayak atma, dövme, fare zehri ile zehirleme, etrafın yumruklanması, silahla vurulma, işkenceler yer almaktadır.

İzlenen 8 dizide, en az 219 kez silah gözükmüş veya ateşlenmiştir. Söz konusu sahnelerde her türden silah vardır. Tabanca, uzun namlulu silahlar, bombalar, mayınlar, tüfekler, bıçaklar yüzlerce sahnede bulunmaktadır.

Dizilerde silah kullanımı öyle bir hal almıştır ki, sanki silah, hayatın olağan akışı içerisinde normal olan ve herkesin elinin altında bulunan bir şey olarak gösterilir hale gelmiştir. İzlenen sekiz dizide de silah sahnesinin bulunması dikkat çekicidir. Televizyonlarda silahsız bir dizi, adeta ender rastlanılan bir durum haline gelmiştir.

Televizyonlarımızda yayınlanan dizilerde en büyük problemlerden biri de, neredeyse her yayında bağrışmanın, ses yükseltmenin eksik olmamasıdır. Araştırma sonucunda 71 sahnede bağrışma ve ses yükseltme tespit edilmiştir. Bunlardan 55’i erkeklerin bağırdığı sahnelerdir.

Şiddet içerikli eğlence PROĞRAMLARINDA ise şiddetin normal ve kabul edilebilir bir davranış olduğu yolunda bir mesaj vermektedir.

Uzmanlar, şiddet içerikli programlara izin veren toplumların vatandaşlarının uyguladığı şiddete dolaylı olarak katkıda bulunduğunu söylemektedir.

Şiddet içeren programları izleyen kişiler şiddete karşı duyarsızlaşmaktadır. Duyarsızlaşmış insanlar büyük ihtimalle saldırgan olayları daha az fark edecek, şiddetin etkilerini önemsiz görecek, şiddetin mağdurlarıyla daha az empati kuracak ve şiddete daha fazla tolerans gösterecektir.

Çok fazla şiddet içerikli eğlence programı izlemek ‘acımasız dünya’ sendromuna yol açacaktır.

İzleyici, dış dünyadaki şiddetin miktarını olduğundan fazla görmekle kalmayacak, diğer insanlara karşı güvensizlik duyarak, silah taşıyarak ve hatta daha kendisine saldırılmadan agresif davranışlar göstererek aşırı tepki verecektir

 SONUÇ OLARAK;

Eskiden televizyon ve sinema filmlerinde kalabalık aileler ve aile olmanın gerektirdiği yardımlaşma ve iyilik örnekleri ağırlıklı TV dizileri ve sinema yapımları yapılırdı.

Adile NAŞİT’in Münir ÖZKUL ile oynağı diziler ve ve HULUSİ KENTMEN’in babacan rollerde oynadığı diziler henüz en azından bizim kuşağımızın hafızalarından silinmemiş durumdadır.

Önerilerimize gelince;

1- Öncelikle RTÜK tarafından şiddet ve özelinde kadına şiddet konusunda TV dizi ve proğramları nezdinde sıkı bir denetim yapılmalıdır.

2- Milli Eğitim ve Kültür Bakanlıları ve Üniversitleerimiz işbirliğinde konuya ilişkin bilimsel araştırmalar yapılmalıdır.

3- Aynı bakanlık ve ilgili kuruluşlar tarafından iyi mutlu aile aile dizilerini ve diğer televizyon proğramlarını teşvik edici önlemler alınmalıdır.

4- Bu tür dizilere devlet imkanları veya işadamları kanalıyla sponsor temin edilmelidir.

5- Çocuk eğitimleri konusunda TRT Çocuk kanlına özel görevler verilmeli ve imkanlar sağlanmalıdır.

6- Çocuk çizgi filmleri konusunda TRT’nin öncülüğünde ve katkılarıyla  bir sektör oluşturulmalı

7-Çocuğa ve kadına şiddetin TCK daki karşılığı olan cezalar ağırlaşyırılmalıdır.

8- Çocuğa ve kadına uygulanan şiddetin failleri STK ve Toplumsal yapıdaki kurum ve kuruluşlar tarafından dışlanmalıdır.

9- Gerekçesi ne olursa olsun bu tür şiddet uygulayan kişiler afişe edilmelidir.

Abdullah ÇAVUŞ/ Toplumsal Uzlaşma ve Uzlaştırmacılar Derneği Başkanı

Hakkında admin

Check Also

İŞ-KUR KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİ UYGULAMASI VE TALEP EDİLEN BELGELER (25.03.2020)

İŞ-KUR KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİ UYGULAMASI TALEP EDİLEN BELGELER (25.03.2020) 1-Kısa Çalışma Ödeneği Uygulaması Desteği Genel …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×