Anasayfa / ETİK / ETİK KÜLTÜRÜ GELİŞTİRMEK Prof. Dr. Bilal ERYILMAZ

ETİK KÜLTÜRÜ GELİŞTİRMEK Prof. Dr. Bilal ERYILMAZ

ETİK KÜLTÜRÜ GELİŞTİRMEK
Prof. Dr. Bilal ERYILMAZ
“İnsanları sadece ceza ile yönetirseniz, onlar bir daha yanlış yapmazlar;
ancak şeref ve utanma duygusuna da sahip olmazlar. İnsanları erdemle ve etik
kurallar ile idare ederseniz, o zaman onlar şeref ve utanma duygularına sahip
olurlar, hem de doğruyu ve iyiyi yapmaya çalışırlar”
Konfüçyüs.
GİRİŞ
Günümüzde yolsuzluk ve etik dışı davranışlar, bütün toplumları ve kurumları
tehdit eden, toplumsal, siyasal, ekonomik ve yönetim boyutu olan çok yönlü
bir olgudur. Siyaset, yönetim ve yargı, hem kurum olarak ve hem de aktörler
olarak bütün ülkelerde önemli bir güven kaybıyla karşı karşıya bulunmaktadır.
Artık toplum-devlet ilişkileri, eskiden olduğu gibi, baskı esasına göre tek taraflı
olarak kurulmuyor. Bu ilişkilerinin kalıcı ve sağlıklı olması için, belirli bir etik
temele dayılı olarak karşılıklı güven esasına göre kurulması kaçınılmazdır.
Genel olarak yolsuzluk ve etik dışı davranışlar, uzun süre az gelişmiş
ülkelere özgü bir hastalık olarak algılanırken, gelişmiş ülkelerde, özellikle
1970’li yıllarda ortaya çıkan büyük skandallar ve yolsuzluklar, konunun küresel
bir nitelik taşıdığını göstermiş, yerel ve küresel kamuoyunun dikkati yolsuzluklarla
ilgili sorunların çeşitli boyutları üzerinde yoğunlaşmış ve bu bağlamda
etik konusu tartışmaların merkezine yerleşmiştir. Siyaset ve yönetim kurumları,
kendilerine karşı sarsılan güven duygularını yeniden kazanabilmek için,
1980’den sonra etik alana daha yoğun olarak yöneldiler, kamu yönetimi, siyaset
ve yargı etiği konusunda ilkeler ortaya koydular, düzenlemeler yaptılar ve kurumlar
oluşturdular.

 Etik Günü ve Etik Haftası (25 Mayıs – 01 Haziran ) etkinlikleri çerçevesinde İçişleri Bakanlığı
Etik Komisyonunun 3 Nisan 2008 tarih ve 4 sayılı kararı ile İçişleri Bakanlığı Strateji Geliştirme
Başkanı ve İçişleri Bakanlığı Etik Komisyonu Başkanı Adnan YILMAZ’ın daveti üzerine
Başbakanlık Kamu Görevlileri Etik Kurulu Başkanı Prof. Dr. Bilal ERYILMAZ, 28 Mayıs 2008
Çarşamba günü saat: 10.00’da İçişleri Bakanlığı Konferans Salonunda, “Etik Kültürü” konulu
konferans vermiştir. Konferans metni daha sonra makale formunda düzenlenmiştir.
2 TÜRK İDARE DERGİSİ
Hayat, pozitif ve negatif unsurların mücadelesi biçiminde sürüp gider.
Tarihçi Arnold Toynbee, tüm tarihin şu formülle özetlenebileceğini söyler:
 Meydan okumalar (challenges): Karşılaşılan sorunlar
 Verilen cevaplar (responses): Üretilen Çözümler.
İçinde bulunduğumuz, görev yaptığımız, hizmet sunduğumuz veya yönetim
ilişkisi içinde bulunduğumuz çevre, bir takım engeller, olumsuzluklar ortaya
koyarak, mevcut yapıya, uygulamalara ve politikalara meydan okur. Kurumlar,
toplumlar ve bireyler, buna karşılık vermenin bir yolunu bulur ve olumsuzlukları
gidermeye çalışır. Sonra bir başka meydan okuma (challenge) ve başka
bir karşılık /çözüm (response) gelir. Bu süreç, böyle devam edip gider. Burada
önemli olan, mevcut sorunlara/meydan okumalara verilen cevapların doğru ilke
ve değerlere dayalı olması ve bir sisteme bağlı olarak gerçekleşmesidir. İşte
uygarlık dediğimiz gelişme de, çeşitli meydan okumalara karşı verilen sağlıklı
ve kalıcı cevaplar üzerine inşa edilmektedir.
Etik dışı davranışların artması bir meydan okumadır. Bizim buna karşı
vereceğimiz doğru cevaplar, meydan okumaları ve onların etkisini azaltacaktır.
HALKIN KAMU YÖNETİMİ KARŞISINDAKİ HAKLARI
Bütün ülkelerde kamu yönetimlerin halka karşı önemli bazı sorumlulukları
bulunmaktadır. Her ne kadar özelleştirme ve devletin küçültülmesi politikaları,
kamu yönetiminin yapı ve işleyişini etkilemiş olsa da, onun halka karşı sorumluluğunu
azaltmamış, bilakis artırmıştır. Halkın kamu yönetimi karşısındaki
hakları son dönemlerde giderek güçlenmektedir. Hesap verebilirlik, yönetime
katılma, bilgi edinme ve saydamlık, güven ve vatandaş memnuniyeti gibi ilke
ve değerler, vatandaşların kamu yönetimi karşısındaki konumunu daha da güç-
lendirmiş bulunmaktadır. Bu ilke ve değerler, aynı zamanda etik davranış ilkelerini
oluşturmaktadır. Vatandaşların kamu yönetimi karşısındaki haklarını şöyle
özetlemek mümkündür:
 Yönetimle ilgili bütün işlerinde yasalara uygun, adil, tarafsız, eşit ve
sosyal adalete uygun muamele görmesi.
 Kamu yönetimi aleyhine dava açabilmesi.
 Ulusal ve yerel düzeyde yönetime katılabilmesi
 Yönetimden ve yöneticilerden hesap sorabilmesi.
 Yönetimin işlemleri, faaliyetleri, politikaları ve kuralları hakkında
bilgilendirilmesi (saydamlık).
ETİK KÜLTÜRÜ GELİŞTİRMEK 3
 Maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartların hazırlanması.
 Hizmetlerin etkin, verimli, kaliteli ve ekonomik olarak yürütülmesi.
YÖNETİMDE YOZLAŞMA
Yönetimde yozlaşma, kamu yönetiminin yapı ve işleyişine karşı bir meydan
okumadır. Yozlaşma (corruption), bozulma, çürüme, kötüleşme, saflığını
veya dürüstlüğünü kaybetme anlamındadır.
Yönetimde yozlaşma, kamu görevlilerinin gerek kendi inisiyatifleriyle
gerekse hizmetten yararlananların teşvikiyle etik davranış ilkelerini ve hukuku
ihlal edecek şekilde, özel çıkar, tercih, prestij veya belirli bir grubun çıkarı için
kamusal gücü kullanarak ortaya koydukları her türlü davranış ve yöntemlerden
meydana gelir. Yozlaşmanın temelinde bir kamu gücü, yetkisi ve kaynağı
bulunmaktadır. Yozlaşma, karmaşık bir olgudur ve aktörler arasındaki ilişkiler
yumağı içinde meydana gelir. Yozlaşma; siyasi partiler, seçilmişler, memurlar,
çıkar ve baskı grupları ile seçmenler arasındaki ilişkilerde ortaya çıkar.
Yozlaşmanın türleri: siyasal yozlaşma (political corruption), yönetsel yozlaşma
(administrative corruption) ve yargısal yozlaşma (judicial corruption),
toplumsal yozlaşma biçiminde kavramlaştırılmaktadır.
YÖNETSEL YOZLAŞMA BİÇİMLERİ
Yönetim alanındaki yozlaşmanın biçimleri, aşağı yukarı bütün ülkelerde
aynı özellikleri gösterir ve bunlar şöyle sıralanabilir:
 Adam kayırmacılığı Akraba, eş-dost kayırmacılığı (Nepotizm), hemşehricilik,
Siyasal kayırmacılık (siyasal patronaj),
 Hizmet kayırmacılığı,
 Lobicilik,
 Aracılar yoluyla işlerin yürütülmesi,
 Rant kollama ve vurgunculuk,
 Rüşvet ve irtikap; zimmet ve ihtilas,
 Hediye alma,
 Verimsizlik, etkinsizlik, israf,
 Yetersiz hazırlanma,
 Sorumluluktan kaçma/sorumluluğu yayma,
 Değişime gönülsüzlük/direnç,
4 TÜRK İDARE DERGİSİ
YOZLAŞMA VE HEDİYE
Yozlaşmaya neden olan faktörler, genellikle küçük veya önemsiz kabul
edilebilecek uygulamalarla başlar, surda açılan bu küçük delik daha sonra
büyüyerek suru tahrip edebilir. Bizim kültürümüzde bunun en tipik örneği,
kamusal hayatta hediye verme ve alma alışkanlıklarıdır. Küçük veya önemsiz
kabul edilebilecek bu uygulamalar, bütün bir yönetim, siyaset ve yargı sisteminin
yozlaşmasına neden olan süreci başlatmaktadır. Bunlar aslında birer bubi
tuzağıdır. Uygulamada rastlanabilecek, yönetim sisteminde delikler açan ve
önemli etik sorunlar içeren hediye uygulamalarına bazı örnekler vermek
istiyorum:
 Doktor bayan A, bir ilçede hastalarından meyve, sebze vb. hediye kabul
etmektedir. Hediye getiren hasta B’nin, sağlık güvencesi olmayan bir komşusunun
kullandığı bir ilacı kendi reçetesine yazmasını istediğinde doktor A nasıl
davranacaktır?
 Bay X, belediyeye bir araç hediye etmiştir. Aracı belediyenin İmar
Müdürü kullanmaktadır. Bay X, inşaat için hazırladığı projesinin inşaat izninin
kısa zamanda çıkarılması talebi karşısında Müdür nasıl davranacaktır?
 Öğrenci Y, öğretim üyesi X’in, çok hoşlandığını bildiği baklavayı,
memleketi Gaziantep’ten gelirken hediye olarak getirmektedir. Öğrenci Y’nin,
kritik durumda olan notunun iyileştirilesi konusundaki talebi karşısında öğretim
üyesi X nasıl davranacaktır?
YOZLAŞMANIN SONUÇLARI
Yozlaşma her toplumda, psikolojik, ekonomik, sosyal, siyasal ve yönetsel
sorunlara neden olmaktadır. Bu sorunlar, şu başlıklar altında sıralanabilir:
 Yönetime karşı güven krizi, yabancılaşma ve meşruiyet sorunu,
 Verimsizlik, etkinsizlik, israf, mali kriz,
 Kamu hizmetlerinin pahalılaşması,
 Gelir dağılımında bozulma,
 Kamu görevlilerin liyakatsizliği,
 Etik değerlerin itibardan düşmesi,
 Sosyal dokunun zayıflaması,
 Ekonomik gelişmenin, demokrasinin, hukuk devletinin zayıflaması.
ETİK KÜLTÜRÜ GELİŞTİRMEK 5
Yozlaşmanın en yüksek olduğu toplumlar, genellikle az gelişmiş ve demokratik
performansı düşük olan ülkelerdir. Uluslararası Saydamlık Örgütü
(Transparency International) her yıl yolsuzluk algılama endeksi yayınlamaktadır.
Bu endekse bakıldığında son sıraları, az gelişmiş ve demokratik performansı
düşük ülkelerin paylaştığı görülmektedir.
DEĞİŞİM VE ETİK/HUKUK
Tarihin belirli dönemlerinde ekonomik, siyasal ve toplumsal değişim
hızlanmaktadır. Böyle dönemlerde ekonomik ve siyasal değişim ile etik
değerlerin ve kuralların/kurumların birlikte gelişmemesinden kaynaklanan bir
boşluk meydana gelmektedir. Özellikle ekonomik ve siyasi yapıların dönüşümü
dönemlerinde, sistemde meydana gelebilecek olası boşlukları kollayan küresel,
ekonomik, bürokratik ve siyasi aktörlerin, bu boşluklardan yararlanarak kendi
çıkarlarını geliştirmek için yolsuzluklara ve etik dışı davranışlara daha çok
yöneldiği görülmektedir. Örneğin 1970’lerin sonunda ekonomik ve siyasi
sistemlerde yaşanan yeniden yapılanma süreci ile yolsuzluklardaki artış eğilimi
arasında bir irtibat kurulabilir. Çünkü, bir ülkede düzgün işleyen kuralların,
kurumların ve etik değerlerin yokluğunda veya yetersizliğinde, özelleştirme,
deregülasyon, dış ticaretin serbestleştirilmesi ve benzeri ekonomideki liberal
politikaların doğurabileceği tehlikelerin boyutları, dünyanın çeşitli yerlerinde
acı bir şekilde görülmüştür ve görülmektedir.
Örneğin, liberal iktisatçıların duayeni sayılan Nobel ekonomi ödüle sahibi
Milton Friedman, 1989’da sosyalizmden piyasa ekonomisine dönüş yapan
ülkeler için söylediği, “özelleştirme, özelleştirme, özelleştirme” önerisini, 2001
yılında verdiği bir mülakatta, oralardaki yolsuzluk olaylarını gördükten sonra
bir öz eleştiri yaparak, “yanılıyorum, hukuk düzeni, özelleştirmeden daha temel
bir noktadır” deme ihtiyacını hissetmiştir.
1970’lerden sonra ekonomik ve siyasi sistem yeniden yapılanırken
geleneksel yönetim anlayışının yerini; verimlilik, etkinlik ve kalite temelli yeni
bir yönetim anlayışı ve kurumları almaya başlamıştır. Hantal, verimsiz ve içine
kapalı bir kamu yönetimi anlayışının değiştirilerek, devletin küçültülmesi,
piyasaya açılması ve idari kapasitesinin güçlendirilmesine yönelik politikalar
devreye girerken, siyaset ve yönetimin işleyişine etik ilkelere bağlı bir yapı
kazandırılmak için yapılması gereken çalışmalar gecikmiş ve bu alanda önemli
bir boşluk meydana gelmiştir. Nitekim, ülkemizde ekonomik ve siyasi sistemdeki
değişikliklere paralel olarak etik ve hukukla ilgili düzenlemelerin zamanında
yapılmamış olması, yolsuzluk ve yozlaşmayla ilgili 1980’lerde ve sonrasında
önemli sorunların yaşanmasına neden olmuştur.
6 TÜRK İDARE DERGİSİ
Bilgi ve teknolojinin ortaya çıkardığı olanaklar, fırsatları kollayan bazı
aktörlere etik/hukuk dışı davranışlara yönelebilmelerine ve bu olanakları kullanarak
kendi çıkarlarını gerçekleştirmelerine neden olabilmektedir. Gelişmiş
bilgi ve teknolojilere sahip olan günümüz dünyasında, bireyler ve kurumlar için,
bunların kullanımında sorumlu davranışları sergileyecek etik bilincin daha çok
geliştirilmesi ihtiyacı bulunmaktadır. İki dünya savaşında kullanılan silahlar ve
terör olaylarında uygulanan yöntemler, gelişmiş bilgi ve teknolojinin etik dışı
kullanımının bir sonucu değil mi?
Kalkınmak için gerekli maddi sermaye, borç alınabilir; ancak etik öz sermayedir,
ödünç alınamaz, ikame edilemez, dışarıdan ithal edilemez, ancak toplum
ve kurumlar içinde geliştirilir. Etiğe ilişkin ilke ve kurumlar, bir ülkenin
kendi performansı ve kazanımlarıdır.
ETİK SORUNSALI
Günümüzde, yalnız siyasette, yargıda ve kamu yönetiminde değil, toplumun
her alanında genel anlamda etik sorunlarla karşı karşıya bulunulduğuna
ilişkin yaygın bir kanı bulunmaktadır. Etikle ilgili sorunlar, birleşik kaplar gibi
tüm kurumları etkilemektedir. Nitekim, siyasal, yargısal ve yönetsel alanda ortaya
çıkan yozlaşmanın temelinde, toplumsal etiğin erozyona uğramasının önemli
bir payı bulunmaktadır. Burada temel sorun sadece “etiğe aykırı” sayılan davranışların
toplumda yer yer yaygınlık ve saygınlık kazanması değildir. Daha da
ciddi olan ve bunlara yol açan ana sorun, artık neyin etik, neyin etik dışı olduğu
konusundaki ölçülerin yitirilmeye başlaması ya da duyarsızlıktır.
Bu bunalımın temel sebebi olarak, toplumsal yapının hemen her alanında
geleneksel değerlerin çözülmesi, çözülen bu değerlerin yerine yeni değer ve
ilkelerin aynı hızda ve ölçüde konulamaması gösterilebilir.
Yozlaşmaya karşı, siyasi ve idari denetim, yargı denetimi, ombudsman
denetimi, kamuoyunun denetimi gibi geleneksel denetim ve kontrol sistemleri
uygulanmaktadır. Ancak son zamanlarda bu geleneksel yöntemlere ilave olarak,
saydamlık, hesap verebilirlik, performans denetimi, etik değerlerin geliştirilmesi
ve etik denetimi gibi yöntemlere ağırlık verildiği görülmektedir.
Genellikle bireyle toplum/devlet ilişkilerinde şu temel soru sorulur:
Toplum veya devlet bizden ahlaklı olmamızı istediği için mi ahlaklı oluyoruz?
Yoksa ahlaklı olmak, kişinin kendisi olması, kendinin efendisi olması mıdır?
Şüphesiz bunun en doğru cevabı ikincisidir. Ancak ikincisi tek başına
gelişmemektedir. Toplum ve devletin bireysel olarak etik değerlerin geliştirilmesine
çok önemli katkıları bulunmaktadır.
ETİK KÜLTÜRÜ GELİŞTİRMEK 7
Kamu yönetiminde etik dediğimiz şey, kamu görevlilerinin karar alırken ve
hizmetleri yürütürken uymaları gereken tarafsızlık, dürüstlük, liyakat, nesnellik,
saydamlık, hesap verebilirlik, adalet, eşitlik, kamu yararını gözetme, profesyonellik,
tutumluluk ve etkinlik, hediye ve rüşvet almama gibi ilke ve değerler
bütününden meydana gelmektedir. Bu ilke ve değerleri benimseyen, karar ve
işlemlerinde bunları uygulayan yönetime, “etik yönetim” diyoruz.
Etik anlayışa dayalı bir yönetim tasavvuru yeni değildir, bu anlayış çok
eskilere dayanır.
Farabi’nin ERDEMLİ ŞEHİR kurgusunu hatırlayalım. Farabi’ye göre
insanın nihai amacı, mutluluk ve erdeme ulaşmaktır. Farabi, mutluluk ve erdemi
amaçlayan yönetime “El-Medinet’ül Fazıla (Erdemli Şehir) adını vermiştir.
Selçuklu ve Osmanlılarda adalet dairesi anlayışı, Divan-ı mezalim, adaletname,
fütüvvetname ve benzeri kurumlar, Nizam’ül Mülk’ün, ünlü “Mülk
(yönetim) küfürle devam edebilir, fakat zulümle devam edemez” sözü, etik yö-
netimi kurma yönündeki geleneksel yaklaşımların bazı örnekleridir.
ETİĞİN ÖNEM KAZANMASI
Daha önce de vurgulandığı gibi, etikle ilgili düzenlemelerin yaygınlık
kazanması, 1980’lerden itibaren hızlanmıştır.
1980’den sonra uluslararası kuruluşlar ve devletler, bir dizi etik davranış
kodları, kurumları ve mekanizmaları oluşturmaya başladılar. Birleşmiş Milletler,
1996 yılında Yolsuzluğa Karşı Eylem Planı çerçevesinde, Kamu Gö-
revlilerinin Etik Kuralları konusunda üye ülkelere tavsiye kararı yayınladı.
Avrupa Konseyi, 1999 yılında “Yolsuzluğa Karşı Devletler Grubu”nu
(Group of States Against Corruption-GRECO) oluşturdu. GRECO’nun temel
amacı, üye devletlerin yolsuzlukla ilgili mücadele sistemlerini izlemek ve
gerektiğinde bu yolda kapasitelerinin artırılmasına yardımcı olmaktır. Türkiye,
1 Ocak 2004 tarihinden beri GRECO’nun üyesidir.
Ayrıca Avrupa Konseyi, 2000 yılında, kamu görevlilerine yönelik etik
kurallar konulmasının ve bu konuda halkın duyarlılığının geliştirilmesinin
yolsuzluklarla mücadelede önemli bir araç olduğunu belirterek, “Kamu
Görevlileri İçin Model Etik Davranış Kodu” yayınladı ve üye ülkelere tavsiye
etti. Avrupa Konseyi, etik davranış ilkelerinin ne ölçüde yerine getirilip
getirilmediğini gözleme ve değerlendirme görevini de GRECO’ya verdi.
Türkiye Avrupa Konseyinin yolsuzluklarla mücadeleye yönelik sözleş-
melerini imzalamıştır.
8 TÜRK İDARE DERGİSİ
Mayıs 1993 tarihinde, merkezi Almanya’nın Berlin kentinde, yegâne amacı
yolsuzluklarla mücadele olan ilk ve tek uluslararası sivil toplum kuruluşu,
Uluslararası Saydamlık Örgütü (Transparency International) kuruldu. Bu örgüt
her yıl yolsuzluk algılama endeksi yayınlamaktadır.
Bu örgütün 2007 yılı için yayınladığı yolsuzluk algılama endeksinde
Türkiye, 179 ülke içinde 64. sırada yer almıştır. 2001 yılına göre puanımız
olumlu yönde artış göstermekle beraber, yeterli değildir.
Dünyada ekonomik büyüklük olarak 17. sırada olan ülkemizin, temiz
toplum sıralamasında 64. sırada yer alması, oldukça düşündürücüdür. Ülkemizde
ekonomik kalkınma ile etik gelişme arasında bir açıktan söz edebiliriz.
Zaten yolsuzluk olayları da bunu göstermektedir.
Kamu yönetiminde etik davranış ilkeleri, başta anayasa ve ceza kanunları
olmak üzere, çeşitli kanunlarda, kamu yönetimi disiplin hükümleri içinde ve
yönetime ilişkin klavuz ilkelerde düzenlenmektedir. Etik davranış kodları,
toplumda ve sözü edilen mevzuatta dağınık halde bulunan etik davranış ilke ve
kuralların, açık ve anlaşılır olarak bir bütün halinde bir araya getirilmesiyle
ortaya çıkmaktadır. Gelişen şartlar ve anlayışlar çerçevesinde bu etik davranış
ilke ve kuralları, belirli aralıklarla güncellenmektedir. Gerek etik davranış
ilkelerinin belirlenmesi ve gerekse bunların güncellenmesi aşamalarında, sivil
toplumun ve ilgili aktörlerin katılımı, etik bilincin geliştirilmesi ve etik kültürün
yayılması bakımından çok önemlidir.
4- E POLİTİKASI
 Economy (tutumluluk),
 Efficiency (verimlilik)
 Effectiveness (etkinlik)
 Ethics (etik)
Yeni yönetim anlayışı çerçevesinde geliştirilen ve İngilizce kavramların
baş harflerinin bir araya getirilmesiyle 3-E ilkesi olarak ifade edilen, tutumluluk,
verimlilik ve etkinlik (economy,efficiency, effectiveness) ilkelerine,
dördüncü bir ilke olarak etiği yerleştirmek zorundayız.
Günümüzde kamu görevlilerinin etik değerlere bağlı olarak hareket
etmeleri büyük önem taşımaktadır. Teorik olarak kamu görevlileri, özel
sektörde çalışan personelden, etik bakımından ne daha kötü ve ne de daha
iyidirler. Ancak onları diğerlerinden ayıran en önemli faktör, kamu yararını esas
alan ve halka karşı sorumluluk taşıyan demokratik bir idarede görev yapmaları-
dır. Bu nedenle kamu görevlilerinin karar verirken ve hizmetleri yürütürken çok
ETİK KÜLTÜRÜ GELİŞTİRMEK 9
önemli sosyal sorumlulukları bulunmaktadır. Kamu görevlilerinin bu sosyal
sorumluluğu, kişiliklerinden değil, yapılan görevin niteliğinden, hükümete ve
diğer temsili organlara verilen yönetme gücünün yapısından kaynaklanmaktadır.
Bir taraftan, kamu görevlilerinin, kendilerine rehberlik edecek etik de-
ğerleri ve mesleki standartları geliştirerek içselleştirmek ihtiyacındayız; diğer
taraftan da bu ilke ve değerlere aykırı eylem ve işlemler ortaya çıktığında,
bunları iyi denetleyecek mekanizmalar oluşturmak zorundayız. Kısacası, hem iç
etiği ve hem de dış etiği birlikte geliştirmek durumundayız.
Kamu yönetiminde etik bilincin en tepeden başlayarak aşağıya doğru
yerleşmesi, siyaset ve yönetim sisteminin iyi işlediğinin garantilerinden biridir.
ETİK DAVRANIŞLARIN/KÜLTÜRÜN GELİŞTİRİLMESİ
Yolsuzluklar ve etik dışı davranışlar bir günde ortaya çıkan olgular
değildirler. Her kültürde etik dışı davranışlara ilişkin atasözleri ve benzeri
unsurlar bulunabilmektedir. Bu unsurlar, toplum, yönetim, siyaset ve yargı
alanındaki yozlaşma dönemlerin ürünü olarak ortaya çıkmışlardır. Bugün için
önemli olan, bu unsurların ortaya çıktığı iklimi değiştirmek, sistemde bunları
destekleyen kural, uygulama ve yapıları ortadan kaldırmak, etik davranışları
destekleyen unsurları teşvik ederek geliştirmektir. Çünkü iyi düzenlenmemiş,
rasyonel ve etkin olmayan, etik değerlerle desteklenmeyen bir sistem, aktörlerin
davranışlarını da olumlu yönde geliştirmeyecektir. Bunun da çözüm yolu,
şüphesiz reformlardan ve reformların sürekliliğinden geçmektedir.
Öte yandan etik, yalnızca yozlaşma ve yolsuzluklar ortaya çıktığında
hatırlanan ve önemsenen bir değer değildir ve olmamalıdır. Etik, yolsuzluğa
giden yolları engelleyen, toplumsal, siyasal ve yönetsel sistemin düzgün
işlemesini sağlayan, onun kalitesini artıran ve pozitif dışsallığı yüksek değerler
ve davranışlar manzumesidir. Çünkü insan etik varlıktır, toplumsal ve siyasal
hayatın da temel harcı etik değerlerdir.
Genellikle etikle ilgili çalışmaların başarılı olabilmesi için, aşağıda sıralanan
unsurların birlikte gerçekleştirilmesine ihtiyaç bulunmaktadır:
 Siyasi ve bürokratik irade,
 İyi düzenlenmiş hukuki çerçeve ve etik davranış kurallarının mevcudiyeti,
 Etik kurulunun varlığı ve etkili işlemesi,
 Kamuoyu ve sivil toplumun katılımı, hassasiyeti ve denetimi,
 Hesap verebilirlik mekanizmaları bulunması ve etkili çalışması,
 Yönetimde saydamlık,
10 TÜRK İDARE DERGİSİ
 Gerek örgün eğitim ve gerekse hizmet içi eğitim yoluyla bireylerin/çalışanların
etik bilgi ve bilinçlerinin geliştirilmesi,
 Kamu hizmetine ilişkin organizasyon, karar, işlem ve diğer süreçlerin
iyileştirilmesi.
ETİKLE İLGİLİ KURUMSAL VE HUKUKİ ÇERÇEVE
Etikle ilgili çeşitli kanunlarda ve yönetmeliklerde düzenlemeler bulunmaktadır.
Bunların en önemlilerini şöyle sıralayabiliriz:
 5176 sayılı Kamu Görevlileri Etik Kurulu Kur. Hak. Kanun
(25.05.2004),
 Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri Yönetmeliği (13 Nisan 2005),
 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu,
 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (247-266),
 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla
Mücadele Kanunu.
Ülkemizde etik yönetim için temel düzenleme, 25.05.2004 tarih ve 5176
sayılı Kamu Görevlileri Etik Kurulu Kurulması Hakkındaki Kanunla başlamıştır.
Bu yasa ile oluşturulan Kamu Görevlileri Etik Kurulu’nun yetki ve gö-
revleri;
 Etik davranış ilkelerini belirlemek,
 Hediye alma yasağının kapsamını belirlemek,
 Etik Davranış ilkelerinin ihlali halinde re’sen veya başvurular üzerine
gerekli inceleme ve araştırmayı yapmak,
 Kamuda etik kültürünü yerleştirmek üzere çalışmalar yapmak/yaptırmak
ve bu konuda yapılacak çalışmalara destek olmak.
Kanun hükümleri; Cumhurbaşkanı, TBMM üyeleri, Bakanlar Kurulu
üyeleri, Türk Silahlı Kuvvetleri ve yargı mensupları ile üniversiteler hariç olmak
üzere tüm kamu yöneticisi, denetleyicisi ve çalışanlarını kapsamaktadır.
Yetki alanındaki görevliler; en az genel müdür veya eşiti seviyedeki kamu
görevlileri (Genel Müdür ve Müsteşar unvanları ile bunlar arasındaki kamu
görevlileri). Kimlerin genel müdür eşiti sayılacağı Kurul tarafından belirlenmektedir.

Kamu Görevlileri Etik Kurulunun kurulması bu alanda önemli bir geliş-
medir, ancak yeterli değildir. Şüphesiz bu alandaki çalışmaların başarılı olabilmesi
için, düzenlemenin kapsamının bütün unsurları içermesi, içeriğinin kaliteli
olması ve nihayet toplumsal beklentilere olumlu cevap verebilmesidir. Bu
ETİK KÜLTÜRÜ GELİŞTİRMEK 11
nedenle “düzenlemenin paralelliği” ilkesinin bir gereği olarak, kanunda kapsam
dışında tutulan kurum ve kuruluşlarda da etikle ilgili etkili mekanizmaların kurulması
gerekmektedir. Bu toplumda etik kültürün geliştirilmesi bakımından da
bir zorunluluktur. Siyaset etiği konusundaki çalışmaların sürmekte olduğunu
bilmekteyiz. Kamuoyunda, haklı olarak, kapsam dışında tutulmuş kişi ve kurumlarla
ilgili etik düzenlemenin yapılmaması, “onların etiğe ihtiyacı yok mu”
türünden bir değerlendirmeye neden olmaktadır.
ETİK DAVRANIŞ İLKELERİ
Etik davranış ilkelerinin ne olduğu konusunda düzenleme yapma yetkisi,
5176 sayılı Kanunla Kamu Görevlileri Etik Kurulu’na verilmiştir. Kurul’un bu
konuda hazırladığı yönetmelik, Başbakan’ın onayı ile 13.04.2005 tarih ve
25785 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Yönetmelikte
etik davranış ilkeleri, şu başlıklar altında düzenlenmiştir:
 Kamu Hizmeti bilinci,
 Halka hizmet bilinci,
 Hizmet standartlarına uyma,
 Amaç ve misyona bağlılık,
 Dürüstlük ve tarafsızlık,
 Saygınlık ve güven,
 Nezaket ve saygı,
 Yetkili makamlara bildirim,
 Çıkar çatışmasından kaçınma,
 Yetkilerin kötüye kullanılmaması,
 Hediye alma ve menfaat sağlama yasağı,
 Kamu malları ve kaynaklarının kullanımı,
 Savurganlıktan kaçınma,
 Gerçek dışı beyandan kaçınma,
 Bilgi verme, saydamlık ve katılımcılık,
 Yöneticilerin hesap verme sorumluluğu,
 Mal bildiriminde bulunma,
 Eski kamu görevlilerine imtiyazsız muamele.
BİLGİ VE BELGE İSTENMESİ
 Bakanlıklar ve diğer kamu kurum ve kuruluşları, Kurul’un başvuru konusu
ile ilgili olarak istediği bilgi ve belgeleri vermek zorundadırlar.
12 TÜRK İDARE DERGİSİ
 Kurul, bu Kanunun kapsamındaki kuruluşlardan ve özel kuruluşlardan
ilgili temsilcileri çağırıp bilgi alma yetkisine sahiptir.
ETİK DIŞI DAVRANIŞLARIN YAPTIRIMI
Kurul, başvuruya konu işlem veya eylemi gerçekleştiren kamu görevlisinin,
etik davranış ilkelerine aykırı işlem veya eylemi olduğunu tespit etmesi
ve bu kararın kesinleşmesi halinde, bu durumu Başbakanlık, kurul kararı olarak
resmi gazete aracılığıyla kamuoyuna duyurur.
SON SÖZ
Milli Eğitim Bakanlığı, girişimlerimiz sonucu, Kanunumuzun kabul
edildiği tarih olan 25 Mayıs gününü, okullarda “etik günü” olarak ilan etmişti.
Kurul olarak biz de, 25-31 Mayıs tarihlerini, “Etik Haftası” olarak ilan etmek
suretiyle 2008 yılından itibaren etik kültürün geliştirilmesine yönelik bir dizi
etkinliğin yapılmasına zemin hazırlamak için önemli bir adım atmış bulunuyoruz.
Bu amaçla kapsamımızda olan kamu kurum ve kuruluşlarına bir yazı
göndererek bu haftayı, kendi olanakları çerçevesinde değerlendirmelerine
yönelik çeşitli etkinlikler yapmalarını önerdik. Avrupa Birliği mali işbirliği
çerçevesinde 30 Kasım 2007 – 30 Kasım 2009 yıllarını kapsayan “Yolsuzlukla
Mücadele İçin Etik” projesini yürütmekteyiz.
Önce de vurgulandığı gibi, yolsuzluklar ve etik dışı davranışlar bir günde
ortaya çıkan olgular değildirler. Yozlaşmanın gelişmesinin, etik davranışların
geliştirilmesinden daha hızlı olduğu da bir gerçektir. Her kültürde etik dışı
davranışlara ilişkin algılamalar, yaklaşımlar, atasözleri (Salla başı, al maaşı,
Allah’tan sağlık, Devletten aylık vb.) ve benzeri unsurlar bulunabilmektedir.
Etik dışı unsurlar, belirli bir süreç içinde toplum, yönetim, siyaset ve yargı
alanındaki yozlaşma dönemlerin izlerini taşırlar. Söz konusu yazlaşma
anlatımları bir kültürde kullanımda ise, bunların sistemde yozlaşmanın devam
etmekte olduğuna dair reel bir olguya işaret ettikleri unutulmamalıdır.
Bugün için önemli olan, bu unsurların ortaya çıktığı iklimi değiştirmek,
başka bir anlatımla sistemde bunlara neden olan yapı, kural ve uygulamaları
ortadan kaldırmak, etik davranışları destekleyen ortamı geliştirmektir.
Etik kültürün geliştirilmesine bir sistem sorunu olarak eğilmek gerekir.
Bilmeliyiz ki, karşılaştığımız önemli etik sorunları, onları yarattığımız zamanki
anlayış ve yöntemlerle çözemeyiz. Sorunları çözmek istiyorsak, öncekilerden
farklı olarak, yeni anlayış ve yöntemlere ihtiyacımız var demektir. Bunun da
çözüm yolu, şüphesiz reformlardan ve reformların sürekliliğinden geçmektedir.

Hakkında Abdullah Çavuş

Check Also

GENELGE: Başbakan ve Bakanların Uğurlanma ve Karşılanmaları, Seyahatler ve Hediye Uygulaması

Başbakan ve Bakanların Uğurlanma ve Karşılanmaları, Seyahatler ve Hediye Uygulaması hakkında Başbakanlık genelgesi (2005 16)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×