Biyografi Yayınlar Haberler Makaleler Videolar MüziklerFoto Galeri

 

 
KIRŞEHİR FOLKLORU VE ÇOCUK OYUNLARI
 

OYUNLAR

     Folklor: Kırşehir   Türk'ün   genel   karekterini   tipik   olarak  ve hiç bozmadan   sürdüren insanların yaşadığı ildir.

      Kırşehir yöresi ve insanları sevinç ve kederlerinde hep ölçülüdürler. Bahar ve yaz aylarında özellikle düğünlerde ağır başlı ve içten bir söyleşi havası vardır.  Yemekleri ölçülü ve doyurucudur.

      Halk yaşantısının halk diliyle tipik anlatımını veren türküler Kırşehir'de muhabbet adı altında ağaç altlarındaki sohbetlerde ve düğünlerde bol bol çalınıp söylenir. Bunlar genellikle ya bir bozlaktır, ya da bir uzun havadır. İnsanı yakar kavurur içten içe, Bazen bir oyun havasıdır, kaşıkla oynatır, parmakları şaklatır. Bazen de bir halaydır, dizer kol kola omuz omuza.

         Halk Müziği Araçları: İlde, tezeneli sazların üç telinden dokuz telliye dek tüm çeşitleri çalınır. Divan, bağlama, tambura ve cura yaygındır. Yaylı sazlardan en yaygını diz üstünde çalınan kemanedir.

     Üflemeli sazların başında orta kaba zurna gelir. Yörede çalışlarıyla ünlü sanatçılar vardır. Zurnayla halay havaları, cirit ve güreş havaları yanında bozlaklar da çalınır. Dilli ve dilsiz kavallar daha çok köylerde yaygındır.

     Vurmalı sazlar arasında davul, tef, kaşık, zil, zilli maşa yaygındır. Oyunlarda fincan ve bardak da çalınır. Bardak oyunu bitince, bardaklar atılıp kırılır.  

     GELENEKSEL OYUNLAR:  

     Halk Oyunları: Yörede kaşıklı oyunlar Konya oyunlarıyla, halaylarsa doğu illerimizdeki oyunlarla benzerlik gösterir.

     Halay:    halaylar davul-zurna eşliğinde ve erkeklerce oynanmaktaydı. Günümüz KIRŞEHİR’deki çeşitli folklor derneklerinin gösterimlerinde kızlar da oyunlara katılmaktadır.  “Halay”denilen halaylarda bireysel oyunları etkisi belirgindir. Oyun topluca başlar, “başçeken”(halay başı) tek başına gösteri yapar. Daha sonra da halayın sonuna geçer. Bu kez yeni başçeken gösterisin yapar. Oyun böylece sürer.

Halaylar genellikle belli bir sıra izleyerek birbirine ekli oynanır. Oyunların düzeni şöyledir:

Ağırlama
Kıvrak halay
Türkü halayı
Üç ayak
Yanlama
Sekmen(seymen)halayı

Başka bir halay düzeninde de şu sıra izlenmektedir:

Üç ayak halayı
Hasandağı sekmesi
Sivrik halayı
Cirit halayı
Avşar ağırlaması
Keçeli

Ayrıca Anşa halayı, narinli halayı, yıldız, kuşlar, sepetçioğlu ve sinsin gibi halaylar da yaygındır. Aynı ezgilerle oynanan Cirit halayı ile Sinsin figürleri değişiktir. Halaylarda “Başçeken”in elinde mendil vardır. El ele tutuşan oyuncular, birbirine yaklaşıp ayrılırlar.

     Kaşıklı oyunlar(Karşılama): Geçmişte “muhabbet”lerde ince saz denilen bağlama, keman ve darbuka eşliğinde erkeklerce oynanırdı. Kadınlar arasında da oynanan oyunlara ud ve tef eşlik etmekteydi. Günümüzde kimi köylerde sürdürülen bu geleneği, kurulan dernekler yaşatmaya çalışmaktadır. Bu oyunlar düğün, karşılama ve uğurlama törenlerinde davul-zurna eşliğinde oynanmaktadır.

Kaşıklı oyunların en yaygınları şunlardır:

Bad-i zabah(Bad-i Saba), Üç oğlan(kırşehir zeybeği), Biter Kırşehir’in gülleri, Yürü güzel, Çiçekdağı

Bunlardan kimileri şöyle oynanmaktadır:

     Üç oğlan: İki ya da daha çok erkek oyuncunun oynadığı bu oyun ağırlamayla başlar, gitgide hızlanır. Oyuncuların ellerinde tahta kaşıklar vardır, ezgiye göre kaşık vuruşları değişir; zeybek özellikleri görüldüğü için Kırşehir Zeybeği de denmektedir. Oyun çökmeler ve beceri isteyen devinimlerle sürer.

      Çiçekdağı: Erkeklerin oynadığı kaşıklı oyunlardandır. Geçmişte kaşık yerine bardakla oynanan oyun, ağırdan başlar ara nağmeyle hızlanır.

     Biter Kırşehir’in Gülleri: Erkeklerce oynanan türkülü oyunlardandır. Türkünün başlangıcında “heyyyt”diye nara atılır, dizler çapraz biçimde yere vurulur. Ellerdeki kaşıklar bir-iki vurularak ayağa kalkınır. En önemli figür, sol topuğun sağ ayak arkasında sertçe yere vurulmasıdır.

Oyunun türküsü şöyledir:

Biter Kırşehir’in gülleri biter
Şakıyıp dalında bülbüller öter
Aman amman gülüm amman
Amman amman efendim amman

Atladım Dinekdağa
Alnım değdi yaprağa
Kız koynunda ölürsem
Koyma beni toprağa
Çoktur güzelleri hep yeni yeter
Kaşının üstünde keman görünür

Aman amman sebep amman
Amman amman efendim amman

 

Aynam düştü yerlere
Karıştı gazellere
Tabiatım kurusun
Bakarım güzellere

(....)

     Yürü Güzel: Üç, dört kişiyle karşılama biçiminde oynanır. Öbür oyunlardan daha canlıdır. Hafif bükülerek oynanır. Oyunun en belirgin figürleri son bölümdeki çaprazlamalardır.

     Özellikle Abdallar arasında muhabbet toplantılarında görülen köçek oyunları geçmişte oldukça yaygındı. Düğünlerde, erkek toplantılarında   köçekler oynatılırdı. Günümüzde bu gelenek ortadan kalkmıştır.

     Seyirlik Oyunlar, Orta oyunları:  Geçmişte yöre köylerinde, düğünlerde, özel toplantılarda yaygın olarak oynanan oyunlar, günümüzde de kimi düğünlerde oynanmaktadır. Kalaycı, Kaz ve Koca oyunları bunlardandır.

     Koca Oyunu: 1942’de Mucur’dan Mehmet Ali Çamlıca’nın derlediği bu oyunda kişiler, koca, kahya, Arap,menevşeler(Arap zenneler) sazcılar ve köylülerdir. Koca uzun bir koyun postu giyer, ğöğsüne ve sırtına yastıklar yerleştirmiştir. Sakallı,bıyığı, yüzü una bulanmıştır, elinde uzun sopası vardır.  

     Arap, yalınayaktır. Yüzünü, dirseklerine dek kollarını ve diz kapağından aşağısını karaya   boyamıştır.  Başında   poşu,   kemerinde   fişeklik,   tabanca,   kama vardır. Menevşeler, kadın kılığında erkeklerdir. Alana önce koca girer, kahyanın adının cafer olduğunu, ancak birçok kez yinelettikten sonra anlar. Bu seyircileri güldürür. Koca, değirmen ustası   olduğunu,   köye    değirmen    yapmak    istediğini     söylerse de   kahyayı inandıramaz.  Bir iskemle isteyince, seyircilerden biri iskemle olur, koca tam oturacağı sırada adam çekilir, koca yere düşer, bu da gülüşmelere neden olur. Koca, manilerle kahyaya Söz atar:

            Dam başında batırak
            Akşam gelin oturak
            Kahya senin dinin imanın kıtırak
            Hay benim Cafer Ağam, Cafer Ağam

            Bir gölüğüm (eşek) var da sürerim gitmez
            Üstündeki yükü de haneme yetmez
            Kahyalar it olmuş da bizim kapıdan gitmez

     Daha sonra iki kızından birini iki ğölük karşılığı kahyaya verebileceğini söyler. Bunun üzerine köylülerden ikisi eşek olur, binmeye çalışanlar eşekler binemez, düşerler. Koca, saz çalınırken alandan ayrılır, menevşelerle döner, çeşitli türkülerle oyun oynarlar.Bu arada Arap hızla alana gelir. Kızlar kaçışır, koca bir masanın altına saklanır. Arap kızlarını ister. 

        Yaşlı bir adamın kızlarını kaçırdığını, eğer onları bulmazlarsa her yeri yakıp yıkacağını söyler. Masanın yanundan geçerken kocayı tekmeler ve yüksek sesle Arapça yarı Türkçe söylenir. Kahya önce kızlarının yerlerini söylemez, Arap kor halinde kömür dolu sepetle gelince korkar, kurtulmak için kızları vermeye razı olur. Kızlar gelir, Arap onları oynatır, alır gider.

     Bu kez koca, kızları bulun diye tutturur. Kahyanın verdiği iki eşekle kızları aramaya çıkar. Bir süre sonra kızları bulur, birlikte oynamaya başlar. Bir ara durup Arap kızlara bir şey yapmış mı? diye bakınca kızlar gücenir, oynamazlar. Ancak “tilki gibiçenlerse”, oynayacaklarını söylerler. Koca da zorunlu olarak dediklerini yapar, kızlar hoşlanıp oynarlar. Kahya ve koca da onlara katılır. Bu sırada Arap gelir, kocayı öldürerek kızları sürükleye sürükleye götürür. Oyun böylece sona erer.

     Çocuk oyunları:  Öbür yörelerde oynananlar yanında özgün oyunlarada rastlanır. Kimi oyunlar değişik adlarla anılır. Zıkka, birdirbir; amecik,evcilik oyunu; çelik çomak yerine kullanılır; acerim bir tür kovalamacadır. Aşık oyunları, yağ satarım bal satarım da oynanır. Çota, balık kaçtı, horpiç, cimboru yöreye özgü oyunlardır.

   Balık Kaçtı:   Kızlı erkekli oynanan bu oyunda sekiz-on çocuk halka olur, oturur, ayaklarını öne uzatır. Ebe olan,ortada oturur. Balık biçiminde büktükleri mendili bacaklarının altından dolaştırarak ebeye vururlar. Ebenin balığı elinde yakaladığı kişi ebe olur.

     Çota(cota): Oyuncuların ellerinde birer değnek vardır. Ortada yumurta büyüklüğünde bir taş ya da tahta bulunur. Bunun 2-3 metre uzağında taşın büyüklüğünde çukur açılır. Ebe taşla çukur arasında durur. Oyunculardan biri sopasıyla taşa vurur ve kaçar. Taş yuvarlanırken ebe, onu kovalar. Sopasıyla dokunabilirse ebelikten kurtulur, dokunduğu çocuk ebe olur. Dokunamazsa, öbürleri taşa değnekleriyle  vurup uzaklaştırır. Bu kez ebe taşın ardından koşup onu güderek çukura sokmaya çalışır, ebe taşı çukura sokarsa oyun biter.

     Horpiç: Erkek çocuk çocukların oynadığı bir değnek oyunudur. Ebe değneğini iki çizgi arasına koyar. Öbür oyuncular da uzaktaki bir çizgiden attıkları değnekleriyle ebenin değneğine vurmaya çalışırlar.

    Cimboru: Erkek çocukların oynadığı oyunlardandır. Kağıt, kumaş parçaları ya da hayvan kıllarından yapılmış bir topla oynanır. Topun büyüklüğünde bir çukur açılır. Belirli uzaklığa bir çizgi çekilir, oyuncular sırasıyla topu çukura sokmaya çalışır. Bir kez sokan, bir kez daha atmaya hak kazanır. En çok sayı yapan oyunu kazanır.

 
 
Anasayfa İletişim